Advert

Sonsuzluğun Frekansı 7 - İstasyonda İki Kız Kardeş / Mine Çağlıyan

Yazan: Mine Çağlıyan -SONSUZLUĞUN FREKANSI -7 / İSTASYONDA İKİ KIZ KARDEŞ / MANASTIR KUŞATMASI

FANTASTİK ROMAN - 17-05-2026 00:19 127 kez okundu.

Sonsuzluğun Frekansı 7 - İstasyonda İki Kız Kardeş / Mine Çağlıyan
Advert

1. BÖLÜM

İSTASYONDA İKİ KIZ KARDEŞ
MANASTIR KUŞATMASI

"Her şamanın bir şayası, her sesin bir yankısı vardır. Mavi Diyar'da (Dünya) başlayan bu savaşta, bakanlıklardan manastırlara, konser sahnelerinden gizli üslere kadar her yer bir cephedir. Şamanlar uyanırken gölgeler de kulaklıklarını taktı.”

Birinci bölümün finaline hazır mısınız?"

Ama öncesinde şu ana kadar ki karakterleri ve yaşanan olayları kısaca hatırlayalım mı? 

              SONSUZLUĞUN FREKANSI
             GÖLGE GÜÇLERİN YÜKSELİŞİ
 
▪    1. Bölüm
   İstasyonda İki Kız Kardeş
• Yer: Mavi Diyar-Dünya 
• Ana Karakterler:

• Ak Şamanlar:
• Mayıs- Müzisyen Şaman. Müziğiyle frekanslar yaratır ve şamanlar arasında iletişimi sağlar.
• Nisan- Gücü sınırlıyken telekinezi ve zihinsel iletişimde (telepati) devasa bir güce ulaşıyor. Mayıs’ın ablası ve onun menajeri.
• Doğan- Güçlü bir sezici ve Alp’in sağ kolu
• Alp- Çok güçlü bir sezici ve kıdemli şaman. T.C. Kültür ve Turizm Bakanı ve Nisan’ın sevgilisi.
• Eylül- Şifacı şaman. Mayıs ve Nisan’ın annesi.
• Mevhibe- Şaman yaşlısı ve tüm güçlere sahip.
• Mete- Yolcu şaman. Tüm hayvanlarla iletişime geçebiliyor, frekanslardan etkilenmeyen çok güçlü bir savaşçı. Mayıs’ın sevgilisi.
• Filiz- Çok güçlü bir sezici ve şamanların büyücü merkezine sızan gizli ajanı. Alp’in yeğeni. 
• Mert- Güçlü bir sezici ve müzisyen olarak yeteneği büyük bir şarkıcı.
• Funda- Sezici şaman ama yeteneği henüz uykuda. Ünlü bir şarkıcı.    
• Korya- Kâhin şaman, 8 yaşında ve henüz tüm gücü açığa çıkmamış.
• Olga- Korya’nın babaannesi ama o anneanne diyor, şifacı kam.
• Katya- Korya’nın annesi ve fazla gücü olmayan bir şaman.
• Marcus- Manastırda Korya’yla yaşayan ve onu korumaya yemin etmiş yolcu şamanlardan biri.

• Kara Şamanlar/Büyücüler:
• Nolan- Hafıza çekici ve sezici olarak çok güçlü ve korkulan bir büyücü, büyücülerin İstanbul merkezinin en üst düzey yöneticisi.
• Patricia- Ünlü bir Amerikalı zenci şarkıcı, onun da yeteneği Mayıs gibi frekanslar. 
• Megan- İstanbul merkezinde Nolan’dan sonraki en kıdemli yönetici.
• Şule- Esrarengiz ve çok güçlü bir büyücü. Yalnızca Nolan’la çalışıyor. 
• Yanni- Yakutsk’daki büyücü ajanların başında gönderilen güçlü bir savaşçı büyücü.
• Rin: Gücü çok karanlık ama Nisan’a denk bir güçte.
• Suikastçı: Henüz hakkında tek bildiğimiz varlığını herkesten saklayabilecek bir güce sahip olduğu.

• Şayalar ve vaşalar; hem şamanların hem de büyücülerin birlikte çalıştıkları büyülü varlıklar:
Yalnızca çağrıldıklarında ya da kendileri istediklerinde görünür olan görünmez varlıklardır. Şamanlar genellikle şayalarla çalışırlar ancak belli durumlarda, örneğin Filiz ajan olduğunda ve Nisan asıl gücüne hızlı bir yoldan kavuşmak istediğinde, büyü güçleri daha büyük olan vaşalarla da çalışırlar. Büyücüler vaşaları tercih ederler. 

Karakterlerin şaya ve vaşaları;
• Melek (Mayıs)
• Gregor, Faye, Martin,Elisa (Nisan) 
• Mark (Mete)
• Harry (Alp) 
.  Bağımsız büyülü varlıklar:
Alp’i kurtaran ismini bilmediğimiz küçük kız. Bu varlıklar kimseye hizmet etmezler. Şaman ya da büyücü, gücü büyük olan herkes onlardan yardım isteyebilir ancak yardım edip etmemek bu varlığın kendi seçimidir.

. Ulu yolcu şaman kartallar ve kartallar:
 Ulu yolcu şaman kartallar, ölen yolcu şamanların ruhlarıyla birleşmeyi kabul eden ve böylece büyü güçlerine sahip olan olan kartallardır. 
 "Şamanların kadim ritüelleri ile modern teknolojinin çarpıştığı bu noktada, en büyük silah ne kılıç ne de koddur; ruhun en derininden gelen o tek bir frekanstır.” 
Sonsuzluğun Frekansı: 
1. bölümün finalden önceki 6 bölümünün özeti:
Dönüş ve Tehdit: Mavi Diyar’da (Dünya), Ak Şamanlar ve kendilerine "Büyücü" diyen Kara Şamanlar arasındaki kadim savaşın son perdesi İstanbul’da açılır. İki yıl Uruguay’da sürgünde kalan iki şaman kız kardeş, ünlü şarkıcı Mayıs ve menajeri Nisan, anneleri Eylül’ün yanına İstanbul’a dönerler. Ancak bu dönüş, bekledikleri huzuru değil; akıl almaz karanlık sırları ve tüm Diyar’ı sarsacak "Son Savaş"ın başlangıcını getirir. 

Kuşatma ve İhanet: Büyücülerin İstanbul lideri Nolan, şamanların iletişim ağını felç etmek için kilit isimleri hedef alır. Güçlü sezici Doğan, zihinsel bir hapishaneye hapsedilirken Nisan’ın sevgilisi, Kültür ve Turizm Bakanı Alp, Yeşilköy’deki büyücü merkezinde tutsak edilir. Şamanların bu karanlık merkeze sızdırdığı gizli ajan Filiz, hayatı pahasına içeride küçük sabotajlar yapmaya çalışmaktadır. 

Sibirya’da Yükselen Işık: Savaşın kalbi, Yakutsk Sibirya’daki manastırda atmaya başlar. Yolcu Şaman Mete ve manastırdaki yolcu şamanlar yeni çağın kaderini belirleyecek olan 8 yaşındaki Kâhin Şaman Korya’yı korumaktadırlar. Korya’nın gücü, bir gecede mucizevi bir şekilde uyanmıştır. Korya büyük bir olgunlukla yönetimi ele alır ve yaklaşan büyük saldırıyı karşılamak üzere manastırda kalmayı seçer. 

Frekansların Savaşı: Mayıs’ın müziğinin yanında Mert’in yükselen sesi, büyücülerin frekanslarını bozan bir silaha dönüşür. Alp, tutsaklıktan kaçmayı başarırken Nisan, içinde uyanan ve kendi sınırlarını aşan devasa bir güçle, Korya’nın çağrısına uyarak tek başına Yakutsk’a doğru yola çıkar. 

Eşik: Nolan, teknolojiyi de kullandığı büyük ordusuyla manastıra saldırı başlatmak üzeredir. Nisan, Yakutsk’a vardığı anda peşine düşen güçlü gölgelerden saklanırken Korya’nın fısıltısıyla terasta "korkmaması gereken" o gizemli kişiyi beklemektedir.

SONSUZLUĞUN FREKANSI-7
                 Gölge Güçlerin Yükselişi  
  
   

                                            
                                     ***
 
                                1. BÖLÜM
           İSTASYONDA İKİ KIZ KARDEŞ
 

MANASTIR KUŞATMASI
          
Gökyüzü birbirinden görkemli kuşlarlarla doluydu; manastırın üzerinde dönerek uçuyorlar, yaklaşan tehlikenin habercileri gibi çığlıklar atarak içerdekileri uyarıyorlardı. Bir kartal yaklaşıp Marcus’un yakınında bir yere kondu. Göz göze geldiklerinde Marcus, hafifçe başını eğerek ona selam verdi ve yapması gerekenleri söyledi. Kartal bir iki saniye gözlerini ayırmadan ona baktıktan sonra hızla yükselip gözden kayboldu. 

Hemen hemen tüm yolcu şamanlar, manastırı çevreleyen balkonda Marcus’un yanındaki yerlerini almışlardı. Hepsi el ele tutuştular ve kollarını öne doğru uzatıp özel bir dua okumaya başladılar. İki dakika boyunca hiç kıpırdamadan buna devam ettiler. Birbirine kenetlenmiş ellerinde mavi bir ışık oluşmaya başladığında duayı kesmeden sola doğru ilerlediler. Tam dönüşü bitirdiklerinde ve gecenin kopkoyu karanlığını delen ilk ışıklar ilerdeki bir tepenin eteklerinde belirdiğinde, manastırı ve etrafındaki 10-15 metre araziyi çevreleyen koruma kalkanı hazırdı. Büyücülerin arabaları, müziğin etki alanı dışında kalan bir mesafede durmuştu. Aynı anda bütün farlar söndü ve karanlık her şeyi yuttu. Çok geçmeden ellerinde beliren ve giderek parlaklaşan beyaz enerji toplarıyla yüzlerce büyücü manastıra doğru yürümeye başladı.

Savunmanın ön safhasında yer alacak tüm yolcu şamanlar artık balkondaydılar ve onların melodik dualarına Mert’in müziği eşlik ediyordu. Birbirinden apayrı bu melodilerin iç içe geçmesiyle ortaya çıkan ahenk çok etkileyiciydi fakat bu birleşimin asıl önemi, Mert’in müziğinin yarattığı frekansı büyütmesiydi. Yine de büyücüler yürümeye devam ediyor ve hiç etkileniyor gibi görünmüyorlardı. Mete, gözlerini kısıp büyücüleri izlemeye başladı. Bunun nasıl mümkün olabildiğini anlayamıyordu. Sonunda büyücüler durdu, ellerindeki enerji toplarını havaya kaldırdılar ve bir iki saniye sonra hepsi aynı anda fırlatmaya başladılar.

Devasa mavi bir fanus gibi görünen kalkanın üzerinde patlayan enerjiler geceyi aydınlatırken Mete kulaklıkları gördü. Mert’in müziği en büyük güvenceleriydi hatta Mete, Nisan gelmeden kalkanı oluşturmak bile istememişti ama Korya hemen yapılmasını emredip, “O tam vaktinde gelecek.” diyerek Mete’yi susturmuştu. Şimdi onun ne kadar haklı olduğunu anlıyordu. Korya, kalkanın bir saat kadar dayanacağını söylemişti. Bu, Nisan’a zaman kazandırmak içindi. Yine de Mete Korya’yı anlayamıyordu, planının ne olduğunu çözemiyordu. Derin bir nefes alıp balkondaki diğer yolcu şamanlar gibi bağdaş kurarak yere oturdu ve güç ve cesaret için transa geçti.

Sekiz yaşındaki Korya, evrenin başlangıcından itibaren çağlar boyu yaşanan her şeyin bilgisiyle doğmuştu. Hepsi onun belleğinde bir yerdeydi ama henüz tüm bunlara erişimi yoktu. Bu farkındalığa ve ustalık mertebesine ulaşmak için en az beş yıla daha ihtiyacı vardı. Yine de büyücülerin, kendi kaderlerini değiştirecek ve karanlığı getirecek şeyin kendisinin ölümü olduğunu düşündüklerini biliyordu. Ölmek onu korkutmuyordu ama hissettiği kötülükle sarsılıyor ve üzülüyordu. Bir saat sonra ölüm her iki tarafı da bulacaktı, “Her şey sana bağlı Nisan.”

Kalkan zayıflamaya başladığında yolcu şamanlar teker teker ayağa kalktılar. Yeniden el ele tutuşup bu defa savaş duasına başladılar. Kısa bir süre içinde ellerindeki enerji daha da büyüyerek olağanüstü parlak mavi bir ışık haline dönüşmüştü. Müzik, Mert’in yalnızca sözsüz bir melodi söylediği bölüme geldiğinde üç yolcu şaman büyük şaman davullarını çalmaya ve her bir davul vuruşuyla tüm yolcu şamanlar hep bir ağızdan, “Şahman!” demeye başladılar. Bu bir savaş, güç ve cesaret çağrısıydı.

Sonunda zaman doldu, büyük bir patlamayla zayıflayan kalkan delindi ve ilk darbe balkonun küçük bir bölümünü paramparça etti. Yolcu şamanlar, hiç vakit kaybetmeden mavi enerjilerini salarak karşılık vermeye başladılar. Beyaz ve mavi enerjiler havada çarpışıyor ve iki taraf da büyük kayıplar veriyordu. Kalkan tamamen yok olup çatışma iyice sertleştiği sırada Mete, Korya’nın çağrısını duydu, “Buraya gelmelisin.”

Mete endişelenmişti, hemen içeri girip merdivenlere yöneldi. Fakat fazla uzaklaşamadan duyduğu patlama sesi yüzünden olduğu yerde donup kaldı. Korkarak dönüp balkona baktı; az evvel yan yana savaştığı dostlarının hiçbiri orada değildi. Balkonun o kısmı büyük bir darbe almış, oradaki herkes aşağıya uçmuştu ve Mete ölümden kıl payı kurtulmuştu. ‘Korya bunu biliyor muydu acaba?’ diye düşündü bir an. Sinirleri bozulmuştu, büyük bir öfkeyle ölen dostları için dışarıya son bir ölümcül enerji yolladıktan sonra aşağıya yöneldi. Diğer herkes savaştığı için yanında Olga ve Katya’dan başka kimse olmayan Korya’nın odasına varana kadar koştu. İçeri girer girmez, “Her şey yolunda mı?” diye sordu.

“Kutsal salona gitmem gerek. Sen de bizimle gelmelisin.”

“Yukarıda savaş var Korya. Asıl orada olmalıyım.”

“Hayır Mete! Az sonra savunmamız aşılacak. Beni şimdi sen götürmelisin.”

Katya hıçkırdı, panik halindeydi. Hemen annesinin yanına gidip ona sarılan Korya, 
“Anneciğim, kendine gel lütfen. Sana her zamankinden çok ihtiyacım var.” dedi, şefkatli ama kesin bir dille. Katya utanmıştı, hemen kısa bir dua okuyup kendini topladı. Az sonra titremesi durmuş, kendini daha iyi hissetmeye başlamıştı, “Tamam oğlum. Mete, bence sen de biraz sakinleşmelisin.” dedi en güçlü sesiyle.

Mete durumu kabullenmek zorunda olduğunu anlamıştı. Hep birlikte odadan çıkıp hemen koridorun sonundaki bir duvarın önünde durdular. Mete, büyülü sözleri söyleyerek duvarda bir noktaya dokundu. Birkaç saniye içinde önlerinde dar bir geçit açıldı. Fakat içerisi zifiri karanlıktı ve tek görebildikleri aşağıya doğru inen birkaç basamaktı. Bu basamaklar da sanki havada asılıymış gibi sağa sola sallanıyordu. Tutunacak bir korkuluk ya da ip bile yoktu. Mete elinde bir ışık yaratır yaratmaz geçide girip çok da sağlammış gibi görünmeyen ilk basamağa adımını attı. Önce dengesini kaybeder gibi oldu ama kendini toplayıp doğrulunca eğer doğru noktaya basarlarsa inerken herhangi bir sorun yaşamayacaklarını anladı.

Basamaklar yeterince sağlam görünüyordu. Az sonra hepsi içerdeydi ama merdiven sürekli sallandığı ve çok da dar olduğu için yavaş inebiliyorlardı. Geçit de onların hızına uyarak arkalarından kapanıyordu. Sonunda kutsal salona vardıklarında yol tamamen kapanmıştı. Artık ne giriş ne de çıkış vardı. O anda hepsi aynı şeyi düşündü, aynı duyguyla doldu; evet, burada güvendeydiler ama kalpleri yukarda savaşan dostlarıyla birlikte atıyordu ve ortak duyguları çaresizlikti.

“Bana bir şey söyle artık Korya! Ne yapıyoruz? Yukarıdakiler ne olacak?” dedi Mete, az sonra belirsizlikten bıktığını saklamayan bir tavırla.
“Olması gereken ne ise o olacak.” dedi Korya ve başka hiçbir şey söylemedi. Mete’nin omuzları düştü, başka bir şey soramadı ve hiç istemeyerek de olsa hem odayı hem de kendi enerjilerini dışardaki herkesten saklayan güçlü bir kalkan yarattı. Aklı savaşan dostlarındaydı. En kötü olasılık gerçekleşirse sağ kalanların tek şansları bu odaydı ve şimdi burayı mühürleyerek onları ölüme terk etmiş gibi hissediyordu kendini.

“Merak etme Mete, kurtulması gerekenler her şekilde kurtulacak.” dedi Korya. Mete’nin sıkıntısının farkındaydı ve o sakinleşsin diye söylemişti bunları ama Mete,  “Diğerleri gereksiz mi diyorsun?” diye isyan etti. Korya derin bir nefes aldı ve, “Bütün olası geleceklere baktım. Onların akıbeti aynıydı.” diyerek hüzünle başını öne eğdi. Katya, o anda gücünün verdiği ağırlığın ne kadar büyük olduğunu anladığı oğlunu sımsıkı sarmalamak ve onun yükünü ondan alabilmek için her şeyi feda edebilirdi. Hemen ona sarıldı. O anda yapabileceği tek şey buydu. 

Mete ise kabullenemediği gerçeğin verdiği huzursuzlukla amaçsızca odayı arşınlıyordu. Sonunda biraz sakinleşti. 

“Tamam Korya, anlıyorum, en azından deniyorum… Peki onlar buraya giremeyecekse biz nasıl ve ne zaman çıkacağız?” 

“Bekle Mete, inancını kaybetme.”

- Devamını okumak için tıklayın 

                            ***

Advert
Neler Söylendi?
DİĞER HABERLER
Sonsuzluğun Frekansı /6 -Gölge Güçlerin Yükselişi / Mine Çağlıyan

Sonsuzluğun Frekansı /6 -Gölge Güçlerin Yükselişi / Mine Çağlıyan

10-05-2026 - FANTASTİK ROMAN

Sonsuzluğun Frekansı -5 Gölge Güçlerin Yükselişi / Mine Çağlıyan      

Sonsuzluğun Frekansı -5 Gölge Güçlerin Yükselişi / Mine Çağlıyan      

03-05-2026 - FANTASTİK ROMAN