SONSUZLUĞUN FREKANSI-17 / GÖLGE GÜÇLERİN YÜKSELİŞİ
3.BÖLÜM
MOYAR (MOR DİYAR)
3.BOYUT
DÜNYA
GURRİTLER
POLONEZKÖY
Belirsizliklerle dolu bekleyiş herkesi bıkkın bir ruh haline sokmuştu. Aya’nın ortadan kaybolması, Gökçil’in onun peşinden hiç düşünmeden Mısır’a gitmesi ve hala dönmemiş olması, şaman ve büyücü yaşlılarının bir araya gelmesiyle ilgili her şeyin sürüncemede olması zamanı durdurmuş gibiydi.
Mayıs, diğerlerinden daha fazla etkilenmişti bu durumdan, sanki yine Rocha’daydı. Bir kez daha gelecek belirsizleşmiş ve hareketi kısıtlanmıştı. Tam artık ileri gittiğini düşünürken yeniden geriye düşmüştü. İşte bu his dayanılmazdı. Hayatları hep böyle mi olacaktı? Ayağa kalkıp evin içinde amaçsızca yürümeye başladı. Ama rahatlayamıyordu, “Bir anda her şey havada asılı kaldı. Yine aynı şey, yine aynı şey!” diye bağırarak patladı sonunda. Aslında kimseyle konuşmuyor ve bir cevap beklemiyordu. Kimse de ona cevap vermedi, Mete ve Nisan bile… Ayağını yere vurup bas bas bağırmak üzereydi ki Mevhibe’yle göz göze geldi. Mevhibe’nin bakışı, altında küçük bir uyarı barındırsa da anlayışlıydı.
Bu bakış, ona söylenecek her teselli sözünden ya da azarlamadan daha etkiliydi. Pişmanlıkla omuzları düştü. Her zorlukta böyle patlayamazdı, oradaki kimseden daha özel biri değildi. Herkes nasıl yapıyorsa o da artık olanı olduğu gibi kabullenmeyi öğrenmeliydi. Sessizce gidip yerine oturdu ve tam o anda annesinin enerjisini algıladı. Az sonra da sesini duydu zihninde.
“Merak etme, iyiyim kızım, gelmek üzereyim. Lütfen kapıyı sen aç, olur mu ve mümkünse de Mete’yi uzak tut.”
Mayıs, bunun nedenini sormadı hatta düşünmedi bile. Annesi iyiydi ve önemli olan da buydu. Kapıya doğru yürürken annesinin yalnız olmadığını fark etti, yanında enerjisini tanımlayamadığı biri vardı. Fakat merakla adımlarını hızlandırdığı anda Mete yerinden fırlayarak onu durdurdu,gözlerinden ateş fışkırıyordu. Oradaki kimse onu daha önce bu kadar öfkeli görmemişti. Mayıs annesinin uyarısını hatırladı; Mete’ye engel olmalıydı,
“Sevgilim, önümden çekilir misin? Annem özellikle beni…”
Fakat Mete sakinleşecek gibi görünmüyordu, Mayıs’ın dediklerini duymadı bile. Ve başka birinin daha müdahale etmesine izin vermeden Mayıs’ı sertçe geriye itip kapıyı kendi açtı. Gökçil’in yanında yüzü peçeli, eski çağların savaşçıları gibi giyinmiş bir adam duruyordu. Bu adam bir gurritti. Mete onun tam önünde durarak içeri girmesini engelledikten sonra olağanüstü soğuk bir ifadeyle Gökçil’e dönüp, “Onun burada ne işi var?” diye sordu.
Karanlık dünyanın gurritleri dünyaya yolcu şaman olarak gelmişlerdi. Yolcu şamanlar asla döndürülemez ve etki altına alınamazlardı. Ama bu gerçekleşmişti ve artık gurrit olan bu yolcu şamanlar, yalnızca büyücü yaşlılarına hizmet ediyorlardı. Dünyanın en tehlikeli suikastçileriydiler. Mete, bir yolcu şaman olarak kendi soyundan, kanındanmış gibi gördüğü herhangi bir başka yolcu şamanın gurrite dönüşmesini hazmedemiyor ve bunun nasıl gerçekleştiğini aklı almıyordu. Şaman yaşlıları dahil, o güne kadar hiç kimse de bunu açıklayamamıştı. Bu dönüşümün bedeli, gurritlerin gözleri dışında yüzlerinin tamamen silinmesiydi bu yüzden de bir diğer isimleri; “yüzü olmayanlar”dı.
- Devamını okumak için tıklayın
***


















