SONSUZLUĞUN FREKANSI-22
Gölge Güçlerin Yükselişi
4.BÖLÜM
YANGİLER
MARCUS
MOYAR (Büyük Meditasyon Öncesi)
Ulu yolcu şaman kartal Marcus, kara afyalar çağlar boyunca hapsoldukları yerden kurtulmadan hemen önce, Mor Dağlar’ın zirvelerinden de yükseklerde yalnız başına uçuyor ve Moyar’ın enerjisini daha iyi anlamaya çalışıyordu. Korya, şimdilik burada güvendeydi ama Marcus yine de bir an önce Dünya’ya geri dönmek istiyordu. Geldiğinden beri Moyar'da bir şeylerin çok yanlış gittiğini ve büyük bir tehlikenin yaklaşmakta olduğunu hissediyordu. Moyar kartallarında da aynı huzursuzluk vardı. Artık hemen hemen hepsi atlarla birlikte şehirdeydiler ve kardeşlerine yakın duruyorlardı. Mor mağaralardan birine kapatılan yer altı varlığı afya ve Kaikara’nın kartalı Adom dışında aşağıda ya da yukarıda neredeyse hiçbir başka canlı varlık yoktu.
Huzursuzluğu artınca biraz alçaldı. Oldukça alçaktan uçan kartalı da o zaman fark etti. Bu kartalın çok tuhaf bir enerjisi vardı ve Moyar kartallarına benzemiyordu, aslında enerjisi herhangi bir kartala bile benzemiyordu. Marcus, içgüdülerini dinleyerek hemen kendi enerjisini gizledi ve onu yüksekten takip etmeye başladı. Çok geçmeden onun peşindeki diğer kartalı da fark etti. Bu kartal, imparatoriçe Ani’nin kardeş kartalı Mina’ydı ve o da bu kartaldan şüphelenmiş olmalıydı ki mesafesini koruyor, saklanıyordu. Yine de ondan yeterince uzakta değildi, bu şekilde fark edilmesi an meselesiydi. Marcus hemen ona yardım edebileceği bir yüksekliğe inerek takibe devam etti.
O dakikadan itibaren şahit oldukları, hayatında her şeyi gördüğünü düşünen Marcus için bile şok ediciydi ve bu gerçeküstü duruma ne tepki vereceğini bilememişti. Kara afyalar, bir dakika önce bir efsaneydiler ve sonra birden kanlı canlı bir gerçeğe dönüşmüşlerdi. En korkuncu ise kartal bedenini parçalayarak ortaya çıkan krallarıydı. Marcus, bu efsane kralı ve adını biliyordu: Korgath…
Tüm dengelerin değişmesi demekti bu. Mina’nın uzaklaştığını görünce biraz rahatladı, en azından Moyar, olanları öğrenecekti. O da hemen Korya’yı uyardı ve yeniden yükselmeye başladı. Bu canavarları gözünün önünden ayırmak istemiyordu, kalıp güvenli bir mesafeden onları izleyecekti.
Kara afyalar, çok geçmeden tutsak afyayı buldular. Afya,onların yanında küçük ve zavallı görünüyordu, yine de kendisini ezmelerine izin vermeyen bir tavırla kükrüyor, kanatlarını açarak saldırmaya hazırlanıyormuş gibi onlara kafa tutuyordu. Büyüyle yaratılmış kara afyalar ise gerçek bir varlık olan afyayı kendilerinden saymıyor ve umursamıyor gibi görünüyorlardı. Ama yavaş hareketlerle onun etrafını sarmaya başlamışlardı.
Afya, tuzağın farkındaydı fakat onların ilgisini başka bir şeye yönlendirmek istiyor gibiydi. Sonunda havalandı ve istediği noktaya gelince zihnini güçlü bir illüzyonla paralize ettiği Kaikara’nın kartalı Adom’u saklandığı yerden çıkmaya zorladı ve sonra bir zafer çığlığı atarak hemen geri çekildi. Adom, bu bir anlık bir boşluktan yararlanarak yükselmeye çalıştıysa da başarılı olamadı ve kara afyaların tam ortasında kaçış yolları kapanmış bir halde mahzur kaldı. Marcus, çaresizce olanları izliyordu ama ona yardım etmeye çalışmak intihardı, yine de yapabileceği bir şey vardı. Bunun için enerjisini açığa çıkarması ve hızlı davranması gerekiyordu. Yeterince hızlı yükselirse kara afyalar onu yakalayamazlardı. Adom’un zihnine seslendi,
— Adom, izin veriyor musun?
Kara afyalar, algıladıkları bu yabancı enerji yüzünden çılgına dönmüşlerdi ve bu enerjinin nereden geldiğini anlamaya çalışıyorlardı.
“Hazırım ulu yolcu şaman kartal Marcus! Yapman gerekeni yap. Teşekkür ederim.” dedi, Adom. Korkusunu yenmiş ve gerçeği kabullenmişti.
— Diğer tarafta görüşmek üzere Adom. Yolun da hep ışıkolsun.
-Devamını okumak için tıklayın
***



















