KIRIK DÖKÜK MEKTUP
Kırık dökük harfler ile yazıyorum bu mektubu,
Yılların eskittiği o sağı solu kırık harfler ile
Bazı kelimelerimi okuyamazsan eğer bil ki;
Düşüp kalmışlardır bir yerlerde tıpkı benim gibi.
Ve cümlelerim de devriktir belki yılların yorgunluğundan.
Yine umutsuzluğum bulaştı mürekkebe bu mektubu yazarken;
Ondandır belki yazılarımın cansız ve soluk bu hâli.
Onun için geceleri yazarım ben mektuplarımı sana,
Gözyaşlarım yerine, mürekkep damlaya damlaya,
Gecenin o safran karası rengi ile can bulsun biraz diye.
Hayallerimdeki yırtıkları dikmeye çalışıyorum ara sıra,
Her gün bir başka yerden sökülüyor umutlarım.
Belki anlatabilirim hâlimi sana bu mektupta,
Yazılarımı okuyabilirsen ve durabilirse
Sağı, solu kırılmış harfler ve devrik cümlelerim ayakta
Ve eline geçerse okursan bu mektubu, belki anlarsın hâlimi.
Bu kaçıncı mektup sana yazdığım inan unuttum,
Nasıl gökyüzündeki yıldızları sayamazsa insan işte öyle
Ve nasıl sert bir kayaya çarpar da insan, kırılır eli, kolu; dağılır her yeri,
Belki de ondan kırık dökük bu mektuptaki harfler ve duygularım.
Sen bir kere bile okumadığın için mektuplarımı, o siyah gözlerinle,
Şimdi otur sevdiğim, oku bu mektubu satır satır, cümle cümle.
Öp o kırık, dökük yerlerinden harflerimi tek tek
Ve kalksın bu yorgun devrik cümlelerim birer birer ayağa.
Can bulsun bu mektubun bu soluk rengi, o gözlerinin karasında.
Şimdi otur sevdiğim, yaz bir mektup bana, o gözlerinin karasıyla,
Öp o yırtılmış, sökük duygularımı; dik birer birer.
Kaldır o kırık, dökük harfler gibi beni de ayağa.
Umutlarım, canlansın tıpkı gözlerin gibi ışıl ışıl!
Kaldır bu kırık dökük hayallerimi bu mektup gibi ayağa!
***

















