Advert

Sarıkamış’tan Sakarya’ya Afyon’a Büyük Dedemin İzinde Yarbay Mürsel / Gevher Demirkaya Aktaş 

Yazan: Gevher Demirkaya Aktaş -SARIKAMIŞ’TAN SAKARYA’YA AFYON’A BÜYÜK DEDEMİN İZİNDE YARBAY MÜRSEL

ANI - 24-12-2025 14:38 456 kez okundu.

Sarıkamış’tan Sakarya’ya Afyon’a Büyük Dedemin İzinde Yarbay Mürsel / Gevher Demirkaya Aktaş 
Advert

SARIKAMIŞ’TAN SAKARYA’YA AFYON’A
BÜYÜK DEDEMİN İZİNDE YARBAY MÜRSEL

Düşman işgalinden kurtuluş günün kutlu olsun güzel İzmir. Bugün İzmir’in dağlarında yine çiçekler açtı. Ben bu özel günün anısına önemli bir ismi, düşmana ilk kurşunu atan Hasan Tahsin’i (Osman Nevres) yazacaktım. Fotoğrafları tararken gözüm ve aklım Sarıkamış Şehitliği’nde çektiğimiz fotoğraflara takıldı. İzmir zaferinin başlangıcı olan Sakarya Meydan Muharebesi’ni düşündüm.   

Bu yaz, Gürcistan’dan başlayıp Kars, Ardahan, Erzurum, Erzincan ve Sivas üzerinden yaşadığım şehir, başkentimiz Ankara’ya dönerken, bu toprakların her bir taşında her bir toprağında tarihin derin izlerini hissettim. Ama içlerinden biri vardı ki yüreğime bambaşka dokundu: Sarıkamış Şehitliği’nde Sarıkamış Muharebesi’ne katılan komutanlar arasında büyük büyük dedem Mürsel’in adını gördüm. İsim listesi çok uzundu, “Yüzbaşı Mürsel-Bakü” ismini okudum.  O an zaman durdu sanki. Yalnızca bir taşın üzerine yazılmış bir isim değil; bir soyun onuru, bir ailenin hafızasıydı, bir milletin vatan uğruna verdiği en büyük bedeldi o isim.

İsimlere, taşlara kazınan o komutanların isim listesi ve şehitlerimizin adları önünde  saygıyla eğilmek istedim. Fakat tam o anda ayağım tökezledi. Durdum. Diz çökemedim ama yüreğim eğildi, gözlerim doldu. Belki de o an, fiziksel bir duruştan çok daha fazlasıydı; ruhumla ve yüreğimle saygı duruşundaydım. O soğuk kış günü vatan için can veren binlerce Mehmetçiklere.

Yarbay Mürsel, Sarıkamış Muharebelerinde görev yaparken tifoya yakalanıyor; uzun süre tedavi gördükten sonra iyileşiyor ve daha sonra Sakarya Meydan Muharebesi’ne katılıyor. Afyon’da çarpışırken ağır yaralanıyor.

Bu ziyaret benim için yalnızca bir tarihsel hatırlayış değil, aynı zamanda kişisel bir yüzleşme ve saygı duruşuydu. Sarıkamış'ta ismini gördüğüm büyük büyük dedem Mürsel Bey, sadece bir subay değil, aynı zamanda “Dinmeyen Acı Kafkasya” ve “Ahıska’da Bir Ermeni Gelin – Sara” “Ahıska Sürgünleri” adlı romanlarımda da hayat verdiğim gerçek bir kahramandı. Onun izinden giderek kaleme aldığım bu kitaplar, hem bireysel bir hafızayı hem de ortak tarihimizin acılarını taşıyor. 

Mürsel. Büyük büyük dedem… Ahıska’da bir Ermeni kızına gönül vermiş, her iki aile de reddetmiş bu aşkı.  Aşkı da acıyı da vatanla birlikte sırtlanmış bir adam. O sadece bir asker değildi, benim romanlarımda iz bırakan, Kafkasya’nın hüznünü yüreğinde taşıyan kahramanımdı. Belgeselimde ve kitaplarımda onun sesini aradım yıllarca. Bakü’de, Tiflis’de, Batum’da. O gün Sarıkamış Şehitliği’nde adını gözlerimle gördüğümde kalbim titredi.

Anılarında, "Ordularımız İzmir’e girecek, ben orada olamayacağım" diye üzülen, yaraları iyileşmediği hâlde savaşa katılmak için uğraşan Yarbay Mürsel; isteği kabul edilmeyince Bakü’ye gitmeye karar veriyor, oradaki Türk kardeşlerinden Kurtuluş Savaşı’na destek ve yardım temin edebilmek için. Çıldır’daki ailesinin, kardeşlerinin, Bakü’deki dostlarının desteğiyle önemli işler yapıyor. İzmir kurtarılmış zafer kazanılmıştır. Vatanına dönerken sınırda Ermeni eşkıyalarca şehit ediliyor. 

Yıllar önce Gürcistan’ın Tiflis, Batum, Ahıska şehirlerine yaptığım araştırma gezileri, “Ahıska Sürgünleri” kitabımın belgesele dönüşmesini sağladı. Ahıska’da sürgün trenlerinin önünde yapılan çekimler sırasında, tarihin yükü omzuma çökerken bir halkın suskun çığlığını taşımanın ne denli zor ama gerekli olduğunu bir kez daha hissettim. O belgesel, birçok ülkeden ödül aldı; ama benim için en büyük ödül, o acıyı anlamak ve anlatabilmekti.

Biliyorum ki geçmişe dokunmak cesaret ister. Ama o geçmişe dokunduğunuzda sizi siz yapan bütün parçalar bir araya gelir. Ve işte o zaman, sadece bir tarih değil, bir kimlik doğar. Geçmişini bilmeyen bugününü anlayamaz. 

Başta Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları, cephe komutanları olmak üzere, şehit Mehmetçiklerimiz ve gazilerimizin önünde saygıyla eğiliyorum.

Ruhları şad olsun. 
Selam, sevgi ve saygılarımla. 

***


Editör: Nüzhet Ünlüer

Advert
Neler Söylendi?
DİĞER HABERLER
23 Nisan / Neşe Kazan

23 Nisan / Neşe Kazan

23-04-2026 - ANI

Böyleydi Böyle Oldu / Nevin Ceylan

Böyleydi Böyle Oldu / Nevin Ceylan

14-04-2026 - ANI