SABAHAT SARICA'NIN BEN DE ÇOCUKTUM ŞİİRİNE DAİR
İnsanın doğumu ile büyüyüp yılların geçtiği dönemler arasında bir çocuk vardır ve o çocuk hiç büyümek istemez. Yıllar geçtikçe sokaklar değişir, sesler susar ama içimizde bir yerlerde çocukluğumuz hep aynı kalır.
Çocukluk, en saf gülüşlerin, en gerçek dostlukların ve en hesapsız mutlulukların zamanıdır. Sokakları dolduran cıvıltılar, oyun sesleri, anne kucağı, baba ocağı, aile sıcaklığı ve akşam sofralarının kokusunu getiren o akşam esintisi; insanın kalbinde silinmeyen izler bırakır. Öyle anlar olur ki hiç beklenmedik bir anda, o eski günler sanki yeniden yaşanıyormuş gibi içimize dokunur. Çünkü insan büyüse de içindeki çocuk hiçbir zaman tamamen kaybolmaz.
Şimdi sizlere, çocukluğun masumiyetini, büyümenin getirdiği uzaklığı ve geçmişe duyulan derin özlemi anlatan güzel bir şiirden bahsetmek istiyorum. Sabahat Sarıca’nın kaleminden çıkan "Ben de Çocuktum" adlı şiiri bakalım çocukluğumuzun hangi özlemine dokunacak...
BEN DE ÇOCUKTUM
Boğazıma kaç düğüm atıldı, bilmiyorum.
Korkuyorum gözlerimdeki yaşları düşürmeye;
Biliyorum düştüğü yerden çocukluğum yeşerecek yine.
Birden kapı çalacak, çağıracak arkadaşlarım,
“yağ satarım bal satarım çık dışarıya oynayalım” diyecekler.
Ben yeşil naylon ayakkabımı giyip koşturacağım,
Aldırmadan tabanlarıma batan taşların acısına.
Yankılanacak, çocuk sesleri, o toprak kokan sokaklarda.
Saklanacağız komşu kapılarına vurup
Gölgemizden tanıyacak Ayşe teyze.
Islatacak bizi, sokağımızdan geçen akarsu ile
Kızmak yerine...
Toplayıp getirecek evlerden yemek kokularını
Akşam üzeri bir esinti
Oynamaktan acıkan midelerimize.
Aydınlanacak sokak lambalarıyla akşamın yüzü.
Eskiden zaman mı güzeldi, insanlar mı?
Bilmiyorum;
Belki de çocuk olmak güzeldi,
Büyüyeceğimizi düşünmeden...
Şimdi bıraksam gözyaşlarımı, Unuttuğum çocukluğum, yeşerecek,
Çatlak beton aralarından.
Belki menekşe gözlü Leyla,
Belki de simit kokan Ahmet, elma yanaklı Ayşe…
Ağaçları kestiler, salıncakların ipleriyle çürüdü hayallerim.
Beton döktüler oyunlarımızın üzerine.
Annemin ellerinde saç örgülerim,
Babamın eve gelişini beklerken geçti çocukluğum.
Kaç düğüm var boğazımda bilmiyorum,
Bazen çözülmesin istiyorum.
ŞİİR TAHLİLİ
Bu şiirde sadece geçmişe duyulan bir özlemi hissetmiyoruz, insanın kendi içinde kaybettiği bir parçayı arayışını da görüyoruz.
Şiirin temel duygusu, özlemdir. Bu sıradan bir özlem değil, insanın kendi çocukluğuna, kendi saflığına ve kendi masumiyetine duyduğu derin ve içten hissedilen bir özlemdir.
Şair, şiirin başında geçen
"Boğazıma kaç düğüm atıldı, bilmiyorum"
dizesiyle içinde biriktirdiği, söyleyemediği ve zamanla ağırlaşan duyguları anlatır. Boğazına atıldığını söylediği bu düğümler, büyümenin getirdiği suskunlukların ve kayıpların sembolüdür.
Şiir boyunca çocukluk, bir özgürlük alanı olarak karşımıza çıkar. Sokaklar, oyunlar, arkadaş sesleri ve mahalle hayatını anlatırken fiziksel mekanları kastetmez, bir ruh hâlini anlatır. Çocukluk dönemlerinde insan, acıyı bile önemsemeden koşabilir, düşebilir ama yine de mutlu olabilir.
Ancak şiirin ilerleyen bölümlerinde bu masum dünyanın yavaş yavaş yok olduğu görülür.
“Ağaçları kestiler; salıncakların ipleriyle çürüdü hayallerim.
Beton döktüler oyunlarımızın üzerine.”
Bu dizeler, fiziksel değişimden öte, ruhsal bir kaybı anlatır. Beton, burada sadece yapılaşmayı değil, aynı zamanda büyümenin getirdiği katılığı ve duygusal uzaklaşmayı simgeler.
Şairin en güçlü anlatımlarından biri de:
"Şimdi bıraksam gözyaşlarımı, unuttuğum çocukluğum yeşerecek."
Bu dize bize şunu anlatır: Çocukluk aslında tamamen kaybolmaz. O, insanın içinde bir yerlerde hep saklı kalır. Sadece hatırlanmayı ve hissedilmeyi bekler.
Bu şiirin bize anlatmak istediği en önemli unsur; insan büyür, değişir, uzaklaşır bir şeylerden fakat içindeki çocuk hiçbir zaman tamamen ölmez.
Bu şiir, geçmişe duyulan özlemin şiiridir, aynı zamanda, insanın kendi özüne duyduğu özlemi anlatır. İşte bu yüzden de İnsan zaman zaman sebepsiz yere hüzünlenir. Çünkü içinde hâlâ o oynayan çocuk vardır ve yaşanılan günün keşmekeşinde hatırlandıkça buruk bir gülümseme bırakır yarının umuduna.
Sabahat Sarıca şairimize bu güzel şiiriyle gönüllerimize çocukluğumuzun tatlı tebessümlerini bıraktırdığı için teşekkür ederim. Kalemi hep yazsın.
***


















