PRİZMA
Kim bilebilir ki?
Belki de bu sabah açılacak en güzel kapın,
Güneş, hasretiyle saracak göz kapaklarını.
Gözyaşların durulacak, kıraç yüzünü ıslatırken.
Sebepsiz bir gülümseme konacak,
Artık yerini yadırgayan gamzene..
Yeniden sarmalayacaksın yorgun kollarınla,
Sonsuzluğa uzayan gökkubbeyi.
Karıncalaşmaya başlayan ayaklarında,
Pırıldayan cennet ürkekliği.
Kim bilebilir ki?
İçinde küllenmeye başlamış sevda ateşi
Yeniden alevlenecek,
Gözlerine değen utangaç bakışlarda
Ve belki de
Yeniden sızlayacak,
Yüreğinin mühürlenmiş köşesi.
Anılarında canlanacak aşka dair isimler.
Üzerine toprak dökülmüş şiirlerin,
Sahiplerine koşacak korkmadan.
Kim bilebilir ki?
Gün görmemiş pencerenin önündeki,
Yalnızlığa itilmiş bütün çiçekler;
Mevsimsiz yeşerecek.
Karanlık odada demir döven,
Ustanın elinde meneviş..
Göz pınarları ıslak genç kızın gergefinde,
Çeyizlik kaneviçe olacaksın.
Hasret kokuların saracak
Yabana bırakılmış bahçeni.
Kim bilebilir ki?
Belki de seninle açılacak bütün kapılar.
Yeniden doğacaksın
Evlat hasretini uzaklara bırakmış;
Ananın kollarına!
Ninnilerin bağıracak arka sokaklarda
Kimsesizlerin kimsesi olacaksın alacaksız.
Alınmış ahlarda sanduka sancısı..
Bir bir devrilecekler gün batımına.
Sen,
Yeniden sen olacaksın senden ötede.
Kim bilebilir ki?



















