MASAL
Zamanın evvelinde,
Bir masal uçuşur,
Kalbur saman içinde.
Süt kesiği gülüşe doğarken güneş,
Serilir sineye gökyüzü,
Akıtır maviyi döngülere.
Pembesi susak dilber;
Sessiz...
Nazenin ezgilerin güneşi açar teninde.
Hayal sandalında geçen zamanlar;
Küskün...
Gece perdesinden sızar şımarık huzme,
Saç telindeki sazım çalar ki
Devşirmeden hallice hazlarda...
Ah sanatım sus!
Sus ki
Pireler de berber kesildi ya
Of!
Pembesi susağım...
Çiçek açmaz nehirlerinde, Tenindeki zambaklar uyarır zamanın zembereğini,
Gezgin hayalleri yok olur simyacının.
İşte o an / an be an
Masal prensi ıslatır bengü denizini,
Doyumsuz...
Maviye boyanır evren.
Sonsuzluk pembede mi?
Kısrak,
Hayallerle harmanladığı aşkta mı?
Çöker gecelere doludizgin
Gizem...
Bir bebe düşer beşikten
Ana koşar eşikten
Of!
Pembesi susak dilber
Of ki ne of!
Boş senin ezgilerin.
Kulağında çınlar
Yaa lelli...
Kiraz ağacındaki sesler
Terelelli...
Ey köprüden geçen dilber!
Sular çağıl çağıl,
Kuş cıvıltısı,
Anka’da zümrüt,
Yemyeşil mutluluk,
Pespembe sonsuzluk
Ve
Sonuçta;
Kızıl doyum...
Develer tıngır mıngır
Onlar erer mi muradına?
Kereveti başkalarına.



















