KADIN
Bir kadının ölümüne
ne kadar boş ve anlamsız kelimeler varsa;
Bize ait tüm günahları hep birlikte omuzlarına yükledik ve kefeninin üzerine serptik
Ali'nin Veli'nin suçlarını...
Tabutuna;
silahla,
bıçakla,
tecavüzle,
omuz verdik...
Mezarını kazdık, üzerini örtmedik,
çırılçıplak bıraktık...
Kim bulursa bulsun daha çok utanca mahkum edilsin istedik.
Rengi olmayan acılara mahkum ettik.
Ölümlere her gün bir yenisi daha eklendi,
Biz hep sustuk...
Adına erkek dediğimiz varlıklar her gün bir kadını vurdu kara mührüyle.
Bir türküye ağıt oldu.
Bir namus,
Bir bıçak,
Bir kurşunun namlusuyla susturuldu
Eli öpülesi kadınlar.
Oysa
Bir kadın vardı;
Bir erkeği doğuran,
Doğururken on kemiği birden kırılan.
Can verirken bir erkeğe
Acılar içinde beli hiç bükülmeyen
Bir kadın.
Bir anne vardı...
Yine de vazgeçmedi doğurdu
Ölümüne gebe katilini dünyaya...
Velhasıl kelam;
Ölüm bir kadının doğumunda, bir hiç/te...
Ölüm bir erkeğin elinde, bir piç/te…



















