GEÇMİŞTEN BUGÜNE
Gökyüzü, solgun bulutlarla kaplıydı. Zaman, sessizliği ve hüznünü beraberinde getiriyordu. O gün, yaşlı bir kadın, eski anılarından bir demet ve torununun elinden tutmuş onunla dolaşıyordu.
Uzun zamandır gelmediği evinin bahçesinde durup, zamanla yarışan eskiden çok sevdiği ağaca baktı. Ağacın duruşu, onun yaşına ve yaşadığı yıllara şahitlik ediyordu.
Anıları, ona gölgesinde oturup hayaller kurduğu o eski günleri hatırlatıyordu. Her dalında geçmişin izi vardı. O gün gökyüzüne baktığında beyaz bulutlar geçiyordu. Bir an o bulutlardan birinin içinde gençliğine dair hatıraları canlandı. Ailesiyle geçirdiği günleri, hayallerini kurdukları gelecekleri düşündü. Bunu çocukluğunda da sıkça yapardı.
Torunu Demir, sessizce anneannesini izliyordu.
“Burası benim ve kardeşlerimin doğup büyüdüğü ev yavrucuğum.” dedi. Demir, anneannesinin gözlerindeki hüznü fark etti. Elini sıkıca tutarak güç vermek istedi.
Yaşlı kadın, torununa dönüp gülümsedi; “Bu evde geçirdiğimiz günler, bize çok şey öğretti. Her sardunya, her yaprak, bu evdeki neşeli kahkahaların ve sevgi dolu anıların bir parçası. Şimdi seninle bu anıları paylaşmak, benim için büyük mutluluk."
Tekrar ağaca baktı; yaşlı ağaç, başını gururlu bir şekilde dik tutuyordu. Rüzgârın hafif esintisiyle dalları selam verir gibi dalgalanıyordu. Ağaçtaki salıncak geldi aklına, sanki çocuk sesleri hala oradaydı.
Gözleri kapının önündeki sardunyaların arasında dolaşırken, bir yandan de geçmişe yolculuk yapıyordu.
Yavaşça eve doğru yöneldiler, üç beş merdiveni ağır ağır çıktılar.
Yıllar sonra, yaşlı evin kapısı ilk kez açıldı. O siyah kapı gıcırdamıştı, sanki uzun zamandır bekleyip; “Nerede kaldınız?” der gibi.
Evin içindeki koku, çocukluğunu ve gençliğini hatırlatan anılara karıştı. O zaman, daha iyi anladı anılarında kokuları olduğunu.
Odaları gezmeye başladılar, her oda geçmişe ait izler taşıyordu. Çok eskimiş tozlanmış olsa da. Her eşya, her detay, yaşamın döngüsü ve ayakta kalmayı simgeliyordu adeta.
Torununa dönüp; “Biz, bu evde çok zor günler de geçirdik ama hep güzel anılar geliyor şimdi aklıma.“ dedi.
Demir, gülümseyerek sadece anneannesini izliyor, eve dikkatle bakıyordu.
Yaşlı kadın; “Canım, sıkılmadın değil mi ?” diye sorunca; “Anneanne, eviniz çok güzelmiş, ben burada yaşamak isterdim. Neden bu evi tamir edip, kardeşlerinle, bizimle burada vakit geçirmiyorsunuz?”
Anneanne birden torununu kucakladı; “Evet ya Demir’im, sen de yardım edersen, biz bu evi tamir eder, boyarız. En azından hepimizin toplanma yeri olur. Çok iyi düşündün canımın içi.”
Tekrar, evinin penceresinden geçmişiyle barışık ve geleceğe umutla bakarken hissettiği huzurun tadını çıkardı.
Torun ve anneanne, bahçedeki yaşlı ağacın gölgesinde yeni anılar biriktirmeye karar verdiler.
Eski ev, yeni neslin enerjisi ve yaşlı ağacın huzuruyla tekrar hayat bulacaktı. Gülümseyerek dışarı çıkıp, siyah eski kapıyı kilitlediler. Yaşlı kadın, kapıya; “Merak etme, yakında renkli gülümseyeceksin.” dedi.
Demir’e elini uzatarak; “Çak bakalım.” derken gözlerinin içi gülüyordu.



















