Kendine Ait Bir Oda–A Room of One’s Own / Virginia Woolf
Ne zarif bir güzelliği vardır; hayata hafif adımlarla basanların, dünyadan ardında yalnızca bir tebessüm bırakarak geçenlerin… Kimseye kötülüğü dokunmadan yaşayanların, onurlu bir hayatı seçenlerin.
Feminizmi hâlâ “erkek düşmanlığı” olarak gören anlayışa, feminizmin gerçekte ne olduğunu güçlü ve sarsıcı bir şekilde anlatan bir eser olmuş. "Sevgili Virginia, satırlarını okurken seni anladığımı, duygularını paylaştığımı ve düşüncelerinin yanında olduğumu hissettim. Bu incelemeyi; kadınlara, kendini kadın gibi hissedenlere, kadınları anlayanlara, onların haklarını savunanlara ve birlikte her türlü zorluğun üstesinden gelebileceğine inanan herkese ithaf ediyorum."
Geçmişe doğru kısa bir yolculuğa çıkalım ve ardından günümüzün merdivenlerinden ağır ağır yukarıya yürüyelim… Kadın, tarih boyunca çoğu zaman geri planda bırakılmış, sesi bastırılmış ve görünmez kılınmıştır. Oysa burada söz konusu olan yalnızca bir cinsiyet değil; insan olmanın, üretmenin ve var olmanın hakkıdır.
Kitabı okurken aklımdan sayısız örnek geçti: Filmler, diziler, romanlar ve bizzat tanıklık ettiğim hayatlar… Ve kendime şu soruyu sordum: Bizi dünyaya getiren annelerimizken, nasıl olur da insanlık, kadını değersiz görebilir? Nasıl olur da onu susturabilir, toplumdan uzaklaştırabilir, şiddete maruz bırakabilir? Hangi düşünce, onun sahneye çıkamayacağını, yazamayacağını, beste yapamayacağını ya da özgürce düşleyemeyeceğini iddia edebilir?
Woolf’un anlattıkları geçmişe ait gibi görünse de satırların yankısı bugün hâlâ duyuluyor. Kadının sesi birçok yerde hâlâ kısılıyor. Oysa yazmak, üretmek ve düşünmek için yalnızca yetenek değil; ekonomik özgürlük, güven ve sessiz bir alan da gerekiyor.
Bu kitap, insana sade ama derin bir çağrıda bulunuyor: “Önce kendine ait bir alan yarat.” Ve kitap bittiğinde insan ister istemez kendi yaşamına dönüp şu soruyu soruyor, “Benim kendime ait odam nerede?”
İncelememi, Mustafa Kemal Atatürk’ün her döneme ışık tutan şu sözüyle sonlandırmak istiyorum: “Bir toplum, bir millet; erkek ve kadın denilen iki cins insandan meydana gelir. Mümkün müdür ki bir toplumun yarısı zincirlerle bağlı kaldıkça diğer kısmı göklere yükselebilsin?”
A Room of One’s Own, yalnızca kadınların değil; özgürce düşünmek, üretmek ve var olmak isteyen herkesin okuması gereken güçlü bir eser. Şiddetle tavsiye eder, herkese keyifli ve düşündürücü okumalar dilerim.
***



















