ZEYTİNLERİN ÜRÜN VERDİ
Benim bağım bahçem yok. Tarlalarım, arazilerim yok. Ama binlerce dikili ağacım var. Şimdi diyeceksiniz ki "Nasıl olur böyle bir şey?"
Anlatayım;
Biliyorsunuz Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;
"Kıyamet koparken bile elinizde fidan varsa, onu dikiniz"
Ne kadar güzel bir öğüt.
Ne kadar güzel bir nasihat.
Ne kadar güzel bir yol gösteriş ve ne kadar güzel bir çevrecilik.
Ben de bu yol gösterişe uygun olarak, öğretmenliğe başladığım tarihten bu güne kadar, her yıl kendim ve ailemin fertleri sayısınca, zeytin fidanı alıyorum. Arabama koyup, yakın köylere götürüp hayrıma dağıtıyorum. Okuluma, öğrencilerime götürüyorum ve diyorum ki;
"Kimin evinin bahçesi varsa, alsın bahçesine diksin" diyorum. Hatta beraber gidip bahçenin uygun bir yerine dikiyorum.
Yine bir fidan dikim zamanı zeytin fidanlarını aldım, okula getirdim ve duyurdum.
"Kimin bahçesinde yer varsa, fidanlardan alabilir" dedim. Öğleden sonra Merve geldi ve dedi ki; "öğretmenim, ben babaanneme sordum. O da dedi ki; getirip bizim bahçeye dikebilirsiniz."
Hemen fidanları alıp gittik. Babaanne bayağı yaşlı, zor yürüyor. Yani derler ya kendini dolandırıyor işte.
Bizi çok güzel, güleryüzle karşıladı. Hepimiz teyzemizin elini öptük. Çok mutlu oldu.
Bize fidan dikeceğimiz yerleri gösterdi. Biz de hemen çukurları kazdık ve fidanları diktik.
"Tamam" dedik, "hayırlı olsun."
Takıldım babanneye.
Dedim ki; "Teyzeciğim, bu fidanlara iyi bak. Bunların zeytinlerinden isteriz ona göre..."
"Tamam" dedi. "Gözüm gibi bakarım ben onlara. Olunca, inşallah size de getiririm."
"Biz gidelim artık" diyince;
"Olmaaaz!" dedi, "bir yudum çayımı içmeden, sizleri bırakmam."
O yaşına rağmen kaşla göz arasında bize çay ve kek ikram etti. Yorgunluğun üstüne iyi gitti. Yüreğin hep sağolsun anadolumun güzel insanı.
Biz okul, öğrenci, öğretmen, veliler, dersler, bayramlarla uğraşırken aylar, yıllar geçti. Ben bu etkinliği unuttum bile.
Bir gün odamda çalışırken kapım çalındı. Baktım Merve.
–Buyur kızım."
–Öğretmenim babaannem sizi çağırıyor.
–Nerede?
–Okulun kapısında.
“Eee” dedim.
“Kadıncağız yürüyemiyor buraya kadar nasıl gelmiş?”
Hemen koşarcasına yanına gittim.
Baktım bastonuna dayanmış, elinde bir tas. İçi zeytin dolu. Bana uzattı ve "Çocuğum" dedi. "Çok şükür zeytinlerin ürün verdi. Sana söz vermiştim ya sele zeytini yapıp kendi ellerimle getirdim."
Hemen elini öpüp sarıldım. Allahım ne güzel bir yürek. O yaştaki teyzem, verdiği sözü yerine getirmek uğruna, bastonuna dayanarak, dinlene dinlene hazırladığı zeytinleri bize getirmiş.
Ne kadar güzel bir vefalı davranış.
Böylesine güzel insanların eli öpülmez mi?
Zeytinleri aldım, öğretmenler odasına götürdüm. Olayı olduğu gibi anlattım. Arkadaşlar hemen okulun karşısındaki fırından taze ekmek alıp geldiler.
Veeee o güzelim sele zeytinlerini afiyetle yedik.
Sizler de yapabilirsiniz. Sizin de bağınız, bahçeniz, arazileriniz olmayabilir ama dikili ağaçlarınız olabilir.




















Galip Duman
Ümmü Gülsüm hanım vefalı, güzel yüreğine sağlık diliyorum. Çok çok teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız. 2 yıl önce