Advert

Bir Kitap: Emre Antoloji Altın Mısralar 1 (4. Bölüm) - Suna Türkmen Güngör / Orhan Sarı 

Hazırlayan: Orhan Sarı -BİR KİTAP: EMRE ANTOLOJİ ALTIN MISRALAR-1 (4. Bölüm) / SUNA TÜRKMEN GÜNGÖR  

KİTAP ANALİZİ - 29-07-2026 21:50 109 kez okundu.

Bir Kitap: Emre Antoloji Altın Mısralar 1 (4. Bölüm) - Suna Türkmen Güngör / Orhan Sarı 
Advert

EMRE ANTOLOJİ ALTIN MISRALAR-1 (4. Bölüm) / SUNA TÜRKMEN GÜNGÖR  

Antoloji Üzerine Birkaç Söz

“Altın Mısralar-1 Üzerine Birkaç Söz” başlıklı yazı serisinin 4. ve son bölümündeyim. 
İnsanı yazdım. 
Hatta kolay olan nesnel insanı değil, bireyin bile çoğunun kendinin de haberdar olduğu ama keşfetmediği tinsel dünyasında geziniyorsun.

Malzeme insansa kargo kutularının logoları gibi üzerinde kadeh ve şemsiye işareti var, demektir. Anlamı ıslanabilir, kırılabilir… Dikkat et ıslatma, sert davranıp kırma. Bu istisnai yüke itina gösterdim. Umarım başarmışımdır. Bir de kişisel ilişkiniz olmayan, fiziksel temasınız bulunmayan, toleransını bilmediğiniz, sizi bağışlama kredisini keşfedemediğiniz, düzeltim şansı olmayan bir malzemeyi işliyorsunuz. Bu, artı bir miktar daha özen demektir. Umarım başarabilmişimdir. Takdir sizin. 
Yine de sürçülisan ettiysem affola.

Sonuçta malzemeyi sözcüklerle işliyorsunuz. Sözcüklerin temel ve yan anlamları vardır. Kullanıldıkları yere göre anlam kazanırlar. Herkes farklı lokal ve ulusal kültür ve coğrafyalardan dilini zenginleştirir. Ses kümeleşir. Sözcük olur. Ses ortak kabullü harflere dökülür. Kelime olur. Dil oluşur. Birey bunu yaratmaz, devamlılığı olan toplumun bu yapısal kazanımlarına doğar. Doğuştan getirdiği yetenek sesdir. Her bebeğin erimiş oksijenden havanın oksijenine geçtiğinde duyduğu değişim açısının belirtisi, sesli ağlamadır. Sesi boğumlamayarak konuşmayı, sesi yazıya dökme becerisini sonradan edinir.  Yazı sesin imgesidir. Her kelime herkeste aynı hafıza göstergesini beyinde yaratmaz. 

Akhisar Lisesi ve Akhisar Endüstri Meslek Lisesi’nde öğretmenliğimin ilk yılları… Öğrenciye hitapta zorluklarım var. Genel lisede değil de erkek egemen End. Meslek Lisesi’nde olduğumu unutmuşum.

"Kalk güzelim sen söyle." dedim. Öğrenci, “Bana güzelim deme.” dedi. “Otur eşşek oğlum!’’ dedim. Tepki göstermeyip oturdu. Benim eğitsel iletişim yanlarım, kusurlarım şüphesiz olmuştur. Bu ayrı bir konu. Normal kültürde öğrencinin buna tepki vermesi beklenir. Ne var ki “güzelim” kelimesinin onun beyninde oluşturduğu imge ile benimkisi aynı değil. Eşek kelimesinin beynimizde yarattığı imge ve kuşatması içinde olduğumuz lokal kültür ikimizde aynı sonuçları oluşturmuyor. O yüzden her karşılıklı konuşma, yazma tam anlamıyla kusursuz bir iletişim sayılmaz. Toplum karşılıklı konuştuğunu sanıp anlaşamayanlarla dolu…
Hatta evlilikler konuşulup da anlaşılamayan ilişkiler yumağıdır. Çoğu kez “geçim” dediğimiz şey; karşı taraftan vazgeçme, düzeltim umudunu yitirme, var olandan ümidini kesme manidarlığı taşır. Dil, iletişim, kültür çatışmadır. uyum başkasına dönüşmedir. Tehlikedir. Nedeni başka tezahür etse de dip dalgası budur. Yazdıkça öz dağılır. Bohçamı çok dağıttım, toplamalıyım. Siz beni anladınız. Haddim olmayan kastı aşmış ifadelerim varsa bağışlayın.  

Şükrü DORUK; didaktik bir tarzla çelebice bir anlatımla, kendine has zekice sözcüklerle, özgün sözcük seçimi ve saptamaları var. Avane, terane, pervane, fabrika ayarları, köprüden önce son çıkış gibi… Bağımlılık yaratabilir… Tebrikler…

Ümit Şevki SOMYÜREK; yerlilik ertelense de uygun bir fırsatta kendini ele verir. Hatta bireyi roman gibi hacme taşır. “Bugünlerde arttı Hızır Paşalar / Ben o günlerdeki Pir Sultan’dayım” diyen tercih amentünün önünde saygı ile eğiliyorum. 

Futbol oynayanlar bilir. Gol bir neticedir. Atana golcü, tutana kaleci denir. Geri dörtlüğü kim savunur, orta sahada kim santraforu besler,  asisti kim yapar seyircinin pek ilgisini çekmez, o yüksek volümlü tezahüratı ile meşguldür. En kalıcı hafıza golü atan veya golü kurtarandır. Yöneticilik de böyledir. Yadigar UYAR ÖZYAPAN gibi… Herkes sofrada yer ama mutfaktaki aşçı çoğu kez görülmez. Ama o yetinmez. Kendine has, az sözcüklü kısa dizelerle şiir yazar. Kendi ifadesiyle yola çıkan kalemini durduramaz. Hüzün yaratıcıdır çarpar insanı… Yadigar bunu iyi bilir. Tanışmıyoruz ama ortak kesişim kümemiz. Ben de başarabilsem Fuzulice, Haşimce hüznün şairi olmak isterim.

İnsanda yeterlik varsa kendine sunulan ile yetinmez savrulur. İlahiyat, işletme, havacılık, yer hizmetleri, sosyal sorumluluk projeleri ve de edebiyat… Potansiyel böyle bir şeydir. Şiirinde …”kelebeğin kanadında geçer ömür…” dese de sizinki varolmanın dayanılmaz neticesi… “/ Düşlemek yetmez hayatı / … / dokunmak lazım düşlediği yaşama” Yasemin ÖZDEMİR’in bu başarılmış hayatına saygı duymamak ne mümkün?

Yazmak virüs gibidir. Aşı da olsanız uyuyan hücreleriniz bünyenizde tetiktedir. 
Zehra YÜCEL Hanım; günlük hayatın kuşatmasıyla ertelese bile vakti gelir, kendi ifadesiyle gönül kalemi kendi boşluğunu doldurur. Su yatağında akar. Çevirmek nafiledir.  Her şey bir şekilde aslına rücu eder de “en güzel günlerini çalan seneler / kapıyı vurmadan geçer /… takvime de sormaz”
Naçizane fikrimdir. Katılmayabilirsin de. Her acı, her yenilgi bizi eksiltmez aksine daha rafine insan yapar. Evet, üstümüz başımız biraz sonbahardır amma artık daha kâmil, daha müzeyyeniz… Şarap ilkin kekrek bir tattadır ama letafeti kadehin çeperine yapışmış genizde kalan tortusundadır... 
Ben içmem, bilinsin ki meye meylimiz üzümün ezilmişliğindendir.

Fırsat verilirse bana da üslubuma da tahammül edebilirseniz başka yazılarda söyleşilerde bulunmak dileğiyle hoşça kalın!

***

Editör: Serpil Azapoğlu

Advert
Neler Söylendi?
DİĞER HABERLER
Bir Kitap: Morisaki Kitabevi Günleri - Satoshi Yagisawa / Mutlu Akçay

Bir Kitap: Morisaki Kitabevi Günleri - Satoshi Yagisawa / Mutlu Akçay

29-07-2026 - KİTAP ANALİZİ

Bir Kitap: Emre Antoloji Altın Mısralar 1 (3.Bölüm) / Suna Türkmen Güngör / Orhan Sarı

Bir Kitap: Emre Antoloji Altın Mısralar 1 (3.Bölüm) / Suna Türkmen Güngör / Orhan Sarı

26-07-2026 - KİTAP ANALİZİ