ZERDALİ AĞACI
Köşede bir ağaç zerdali
Tam da akşam vakti
Birde sis
Bu şehir zaten gri
Kendimle girmiştim kolkola
Selam verdim almadı
Yapraksızdı
Üşümüşsün dedim
Tınmadı
Rüzgâr esti
O sallandı
Ben titredim akşamdı
Bir adım sürüdüm ayağımı
Benim kuşlarım var dedi
Gündüz dallarımda
Hem serçeler
Nasıl da şen şakırlar
Git
Hüznü bana bulaştırma
Git
Baharda gel bana
Çiçekler açtığımda
Gör dedi bana
Bak köklerim toprakta
Daha tomucuklanacağım baharda
Hem yepyeni dallarla
Bak sen şu ağaca
Yapraksız umutlarla
Benden cesur şu kışta
Benden sıkı tutunmuş ya hayata
Sarıldım senli düşlere
Söylenip o ağaca
Haklı mı haklı aslında
Ne tez ölüyorduk biz
Ne tez dökülüyorduk kırılsa dalımız
Ne tez küsüyorduk insana
Peşimizde gölgeye
Gelmeyene
Gelip durmayana
Gidene dur dememişiz oysa
Yaşanmadan geçmiş zamana
Ölümlerde sancıyorduk
Son kürekte
Saplanıyordu göğsümüze bir yumruk
Bencil bir acıydı bu
Gidenin öyküsü bitmiş
Sesi silinmiş yani
Bir daha anlatamayacak hiçbir anıyı
Bir daha olmayacak doğan günde
Peşinden ölüm dilemek kendimizi sevmekti
Nasıl da soğuktu Ankara
Çıktım balkona
Bakmadım o yana
Kibirli zerdali duruyor hâlâ
Çaktım kibriti sigaraya
Yaktım bir dalını aklımda
Sanıyorum ki bu gece
Dilimde yorulmayacak sözler
Yüreğimde gömdüklerim gelecek bu akşam
Ben öldürmedim anıları
Yok faili ben değilim
Yalan söylüyor unutanlar
Kül düşüyor avuçlarıma
Ne ara diz çöktüm ben yokluğuna
Kim astı kirpiğime bulutları
Özledim seni
Üşürken Ankara’da
Sus
Duymasın zerdali
Söyleme düştüğümü
Sancıdığımı akşamda
Bekle hele
İçimde birikirken öfkeler
Ben de dökeceğim hüznümü yaprak yaprak
Belki sarılmaz bana bu gece umut
Sahi özlemek aşka ait değil mi
Üşüyorum
Bir mısra ört üstüme
Sevda aksın her harfte
Usul usul yırtılırken karanlık
Gün ayartır bakarsın
Bakarsın kuşlar da gelir balkona
Söyleme şu zerdaliye
Onlara yem döktüğümü yarışıyor benimle
Rüşvet sayar ukala
Zerdaliyle ben üşüdük akşamda
Benim de kuşlarım var aslında
Pek gelmezler Ankara’ya
Martılar
Hem çığlık çığlığa
Konmazlar elime ama
Dönerler ardımsıra
Kalırım mavilerde salınsa
Ama haksızlık olur zerdaliye anlatsam
Gidemez ki kıyılara
Biliyorum yağmurlarla dost o
Ve ben denizlere mülteciyim hala
Kırılıyor bak elime düşen damlalar
Sırça sırça
Kanıyor dilim yutkundukça
Sırtıma vurdukça kırbaç kırbaç yoksulluk
Yoksunluk sancıdıkça
Hani gebesin bir mısraya
Ölü doğmuş şiir
Sevmemiş yani o sen gibi
İnanmışsın da
Söylenmemiş aslında
Sakın
Sakın ha
Söyleme zerdaliye bu halimi
Onunla küsüm daha
Öyle kin tutmam bilirsin
Ama söyleyeceğim ona
Ben de inandım yarına
Hem yüreğimde sevda
Ben sensiz solumayı öğrenmedim ki daha
Ah bu hasret olmasa
Sana
Güzel günlere
Masmavi göğe
Serçeler sana konsun ne çıkar
Bende bu aşk oldukça
Köşede bir ağaç zerdali
Selam verdim almadı
Yapraksız bekliyor baharı umutla
Ben üşüdüm Ankara akşamında
Beklemeyi öğretti bana
Ah zerdali
Sen hiç sevmedin mi
Sanma umuda küsüm
Hüznüm akşamdı
Biliyorsun uykuyla dinlenmez bedenim
Sırtım sancıyor yalnızlıkta
Aslında seninle değil derdim
Zerdali
Diren
Ben de yaslanayım barışınca sana
Boş ver soğuk olsun bu kent
Üşüyorum şuç senin değil
Vurdu hasretlerden bir mermi
Küsüm işte insana
Bak kırıldı o saatin çarkları
Durdu zaman
Durdu acı
İçimde öksüz bir çocuğun hıçkırıkları
İçimde anılar intiharı
Dışarıda soğuk Ankara akşamı
Bir de yapraksız zerdali
Umuda yazacağım daha
Sana
Bitsin hele şu sigara
***



















