YILLAR SONRA SENİ GÖRMEK
görüyorum ki zaman; ikimize de yeterince ihanet etmiş
yıllar yorulmuş da bir şekilde göz çukurlarına yerleşmiş
yaşadıklarının tortusu yüzündeki çizgilere saklanmış
aslı olmadığından suretini tahayyül ettiğim hüsnün;
bıraktığım yerde değil ya da hayalimdeki sen; sen değilsin…
dillerim lâl olsun ki bunları sana söylemek istemezdim
gecelerin ne denli koyu yalnızlık olduğunu bir ben bilirim…
yokluğun; nefesde darlık, yürekte pıhtı, beyin zarında yük…
bizimkisi bayındır Babil’in bile mutlu edemediği
evvel ve ahirin arasında sıkışıp kalmış Dicle yaşlıları
rüzgâr ve zamanın birbirini demlediği kadim aşkın…
gönül gül hasretinin figanıyla gülzârda ah-u zâra düşmüş
yitik uygarlıkların ören taşlarına yontularak kazınmış
yıkıntı kuytuluğunda unutulmuş bir kader!…
yeterince bedel ödediğimizden midir nedir?
sen ve ben artık ölümün bile hedef kitlesi değiliz
hayat bizden vazgeçmiş görünüyor
ecel de kapımızı çalmayı unuttu zahirim
***

Editör: Neşe Kazan


















