Advert

Yılbaşının Kökeni / Neşe Kazan

Yazan: Neşe Kazan -YILBAŞININ KÖKENİ 

DENEME - 02-01-2026 19:09 376 kez okundu.

Yılbaşının Kökeni / Neşe Kazan
Advert

YILBAŞININ KÖKENİ 

Yine mi yılbaşı!
Yine mi hesaplaşmalar..
Yine mi kaynaşmalar.
Umrumda değil.
Kimsenin düşüncesi benim bir başkası için iyi bir yıl dilememe engel değil.

Hani "Keşke bir kedi sevseydiniz bir şiir okusaydınız" kıvamına gelmişken, diyorum ki; "Keşke Muazzez İlmiye Çığ ne demiş kulak verseydiniz. Yılbaşı ve Noel Baba kavramlarının eski Türk geleneklerine dayandığını keşke bilseydiniz.

O ağaçta kullanılan objelerin birer sembol olup kimsenin reddemeyeceği güzelliklerin dileği olduğunu; her birinin bambaşka bir dileğin kılığa bürünmüş hâli olduğunu öğrenseydiniz.

Noel Baba'nın eski Türk geleneğinden geldiğini, dünyaya yayıldığını ve Noel Baba kişisinin kıyafetlerinde eski Türk motifleri olduğunu da bilseydiniz.

Fark eder miydi bilmiyorum.

Tarihi hep yazan yazar..

Belki doğru bir bilgi de olmayadabilir.
Ama "Amacı güzel olan her güzelliğe talibim ben" deyip sözü en tecrübeli Sümeroloğumuz Muazzez Hanıma bırakıyorum; "Türklerin tek tanrılı dinlere girmesinden önceki inançlarına göre, yerin göbeği sayılan yeryüzünün tam ortasında bir “akçam ağacı” bulunuyor. Bu ağacın tepesi de gökyüzünde oturan Tanrı Ülgen’in sarayına kadar uzuyor ve buna “hayat ağacı” diyorlar.

Bu ağacı, motif olarak bizim bütün halı, kilim ve işlemelerimizde bulabiliriz. Ülgen, insanların koruyucusu; sakallı ve kaftan giymiş olarak sarayında oturuyor ve geceyi, gündüzü, güneşi yönetiyor. Türklerde güneş çok önemli. İnançlarına göre, gecelerin kısalıp gündüzlerin uzamaya başladığı 22 Aralık’ta gece, gündüzle savaşıyor. Uzun bir savaştan sonra da gün, geceyi yenerek zafer kazanıyor. Bu, güneşin yeniden doğuşu; bir “yeni doğum” olarak algılanıyor Türklerde. Bayramın adı “Nardugan” “Nar=güneş”, “tugan/dugan” da “doğan” ve “Çam Bayramı”

Astronomik olarak o günden itibaren geceler kısalmaya, günler uzamaya başlıyor. İşte bu güneşin zaferini ve yeniden doğuşunu Türkler, büyük şenliklerle “akçam ağacı” altında kutluyorlar. Güneşi geri verdi, diye Ülgen’e dualar ediyorlar. Duaları tanrıya gitsin, yılı iyi geçirdik, diye ağacın altına hediyeler koyuyorlar; dallarına bantlar bağlayarak o yıl için dilekler diliyorlar tanrıdan… İnanca göre, bu dilekler muhakkak yerine geliyormuş.

Bu bayram için evler temizleniyor ve güzel giysiler giyiliyor; ağacın etrafında şarkılar söylenip oyunlar oynanıyor. Yaşlılar, büyükbabalar ve nineler ziyaret ediliyor; aileler bir araya gelerek birlikte yiyip içiyorlar (Yedikleri, yaş ve kuru meyveler yanında, özel bir yemek ve bir tür de şekerleme) Bayram, aile ve dostlar bir araya gelerek kutlanırsa ömrün çoğalacağına, uğur geleceğine inanıyorlar.

Bu gün dönümünde fena olanlar iyi, cimri olanlar eli açık oluyor. Yeraltında kütülüklerin aynı zamanda Gök Tanrısı Ülgen’in kardeşi olan Erlik de o gün iyi ve eli açık olarak sırtında kürklü kaftanı, başında kırmızı başlığı ve ayağında çizmeleri elinde torbası ile hediyeler dağıtıyor, diye düşünülüyor.

Bu Noel Baba kıyafeti eski Türk kıyafeti. Geyik Sibirya’da yaşayan Türkler için kutsal olmaz mı? Türkler bu bayrama Çam Bayramı da diyorlar.

Yazılana göre, “akçam ağacı” sadece Ortaasya’da yetişiyormuş. Mesela, Filistin’de bu ağacı bilmezlermiş. O yüzden, bu olay Türklerden Hristiyanlara geçmiştir; Hıristiyanlar, Hunların Avrupa’ya gelişlerinden sonra onlardan görerek almışlardır bu töreni, deniyor.

İsa’nın doğumu ile hiç ilgisi yok! Doğum, güneşin yeniden doğuşu.*Bu gelenek Asya Türkleri arasında değişik şekillerde yaşadığını öğreniyoruz.Bu arada Anadolu’nun bazı yörelerinde de düğünlerde çam götürüldüğünü, onun etrafında oynanıldığını da öğrendik.

Yazıya gerek olmadan geleneklerin, kuşaktan kuşağa bazı değişikliklere uğrayarak binlerce yıl süre gelmiş olduğunu görüyoruz.

Ansiklopedilerde yazdığına göre, İsa evrenin nuru, güneşi olarak algılanıyor ve bu olayın Pagan halklardan alınıp İsa’ya yakıştırıldığı yazılıyor. İmparator Kostantin (324-337) zamanında İznik’te toplanan konsülde, 22 Aralık’ta güneşin doğumu için yapılan bu “pagan bayramı” İsa’nın doğumu olarak 24 Aralık’a alıyor ve buna da “Noel Bayramı” deniyor (Batı kilisesi, yani Katolikler 25 Aralık’ta kutluyorlarmış bunu) Çam süsleme ise, ilk olarak 1605’te Almanya’da görülüyor ve oradan Fransa’ya ve diğer Hrıstiyan ülkelere geçiyor.

Ne kadar ilginç değil mi? Batı, en büyük bayramını göçebe ve ilkel (!) olarak tanımladığı Türklerden yürütmüş! Yeni yapılmakta olan çalışmalarla Batı’ya Türklerden kim bilir daha nelerin geçtiği ortaya çıkacak! Belki de yazının ve dillerin anasının da Türkler olduğu kanıtlanacak.

***

Advert
Neler Söylendi?
DİĞER HABERLER
Sevgi ve Güven / Şadan Köse

Sevgi ve Güven / Şadan Köse

14-05-2026 - DENEME

Doğrudan Satışın Gönüllü Köleleri / Neşe Kazan

Doğrudan Satışın Gönüllü Köleleri / Neşe Kazan

14-05-2026 - DENEME