YAZ KALEM
“ Burada mıydın?” diye sordu.
-Gördüğün gibi, evet.
-Kitap okuyorum.
-Hangisini?
-Acı Yoruldu.
-Onu okumak zor.
-Haklısın!
Sandalyesinin yanındaki sehpaya kitaba işaret bırakıp koydu.
-Biz okurken göz yaşına boğuluyoruz, ya olayı yaşayanlar!
Yutkundu kadın.
-Olaydan kurtulamayanlar?
-Her şekilde çok acı.
-Rabb’im kimseye yaşatmasın.
-Amin!
-Ne diyecektim sana bak!
-Buyur!
-Dışarı çıkacağım, arkadaşlarla buluşaçağız.
-Çıkabilirsin. Yalnız hava çok sıcak,dikkat et!
-Ederim, sen evdemi duracaksın?
-Okumak istiyorum. Mümkün olursa bitirmek istiyorum.
-Ben başaramadım bitirmeyi.
-Zor olacak.
- Yiyecek birşeyler hazırlıyayım mı sana?
-Sen işine bak. Ben gerekirse birşeyler hazılarım. Sıcakta canım bir şey istemiyor.
-Suyu ihmal etme.
Kadın odadan ayrılırken; O, camdan dışarıyı izlemeye koyuldu. Kafasında deprem dönüp duruyordu.1976 depremini hatırladı. “Radyodan duyduğumda yerimde duramamıştım. Antalya’dan Denizli’ye gelmeye çalışmıştım. Radyo ajansları yıkılan evlerden söz ediyordu. Annem, babam, kardeşlerim… Düşünceden düşunceye gidip gidip gelmiştim. Dört saate yakın yolculuk sonrası kapının ziline bastığımda evin, ayakta oluşu karşısında derin bir oh! çekmiştim.”
Karşı kaldırımda iri bir köpek yere uzanmış öylece yatıyordu. Bir kız çocuğu başına çömelmiş, sevmeye çalışıyordu. Bir kadın hızla gelip çocuğu elinden tutup çekerken ķöpek kıpırdamamıştı bile. Kadının telaşı yersiz gibi görünüyordu.
Güneş taşların üzerine abanmış,ağaç dibindeki çimenler buruşmuş, dallar yorgun bir sallantı içindeydi. Dikkatle bakıldığinda yaprakların kıpırtısızlığı dikkat çekiyordu.
Bir kedi duvar dibindeki plastik bir kaba başını sokmuştu.
“Su veya yiyecek” diye düşündü. Sonra sandalyesinden kalktı. Ağır adımlarla mutfağa geçti. Boş bir kap aradı. Eviye altinda yoğurt kabı buldu. İçi boştu. Güzelce içini yıkadı,su doldurdu. Dışarı yöneldi. Dış kapı yanına bıraktı.
Eşi elinde çantası ayakkabısını giymekle meşguldü. Göz göze geldiklerinde;
-Yoğurt kabını kullandım. Sokaktaki hayvanlar için su bıraktım.
-İyi yapmışsın.
Kadın uzanıp eşini dudaklarından öptü.
-Geç kalırsam merak etme. Epeydir görüşmedik, konuşmanın dibini bulabiliriz!
-Güle güle, rahat ol.
Kadın dışarı çiktı. Bir müddet arkasından baktı.
-Hala çok güzelsin aşkım.
İki kedi su içmeye gelmişlerdi bile. Bir süre izledi onları. Dilleri suyun içinde kıpır kıpırdı, doya doya içtiler. Ürkütmekten çekinerek, kapıyı usulca kapadı. İçeri geçti. Sandalyesine geçti, sehpadan kitabını aldı. Kaldığı yerden okumaya devam etti.
Editör : Nevin Bahtışen


















