TAYLAND DEDİKLERİ
İlkin uzun bir yolculuğu kabullenmiş olmanız gerekiyor. Takriben gidiş 8 saat, dönüş 10 saat sürüyor. Evinizden havaalanına transferdeki geçirdiğiniz zaman da size kalmış. Thai Airways ile aktarmasız İstanbul Havalimanı - Bangkok Suvarnabhumi Uluslararası Havaalanı verisi bu.
Uçakta sizi bekleyen informal rahatlıklar; güleryüzlü hizmet, limitsiz yeme - içme özgürlüğü, battaniye - yastık temini, biraz garip ama ayakkabınızı çıkarma özgürlüğü. Doğru bavul hazırlama rahat seyahat etmenin altın kuralı. Rahat ayakkabıyı seçebilmek öncelike doğru bir tercih. Tropikal sıcaklık için yanınıza alacağınız basit tişörtler dışında her giysi size yük olabilir. Ayrıca yağmurluk da gerekebilir.
Tayland, vizesiz giriş yapılabilen bir ülke. Bu da başta Türkler olmak üzere her ülkeden serüveni seven bir çoğunluk demek. Özellikle Çin, Kore, Japonya gibi Asya’dan da çok gelen var. Neredeyse yabancıların yoğunluğu yerel halktan sanki daha çokmuş hissi uyandırıyor insanda. Aynı tespitim Roma’da da vardı. Vize uygulamalarından hareketle biraz daha yüksek gelirli insan seçiciliği nedeniyle profil biraz farklıydı. Ülkem adına daha az turist konuk ettiğimiz gerçeğine üzüldüğümü söylemeden geçemeyeceğim.
Tayland ucuz sayılacak bir ülke. 1 Tayland bahtı 1,36 Türk lirası. Her sokakta birden fazla bulunan küçük büfelerde dövize erişim gece - gündüz mümkün.
Etraflarında da görünür bir güvenlik önlemi yok. Yunanistan, İtalya, İspanya gibi ülkelerde yaşanılan hırsızlık, gasp duygusunu hissetmiyorsunuz. Bunun otoriter yönetim ve de ağır cezalarla bir ilgisi olsa gerek. Hoş parayı da yiyemeyeceğin yemeklere harcayacak değilsin. Bir de kadınların çalışma hayatına katılım niceliği dikkatinizi çekiyor.
Ülkenin yarısı, ülkenin diğer yarısını doyurmak üzere sanki görevlendirilmiş gibi. Her yerde düzensiz, hijyenik olmayan binlerce kaldırım lokantası… Evlerde yemek pişirilmiyor algısı veriyor insana. Şehrin en işlek, yüksek katlı binalarının kaldırımlarının önü…Taşıma suyla kaldırımda bulaşık yıkama görüntüleri… Geceleri toplanmak üzere yığılı çöp dağları… Vergisiz, ruhsatsız seyyar işletmeler…
Motorsikletler kasklı kasksız yolcu taşıyor. Trafik berbat. Motor kısmen tercih edilen çözüm… Çok yaygın tuk-tuk denilen motor taksiler… İklim de buna müsait. Taksi yoğun… Trafik keşmekeşi, biraz saygı biraz nezaket biraz da sabırla çözümlenmekten öte kabullenilmiş bir sorun yönetimi. İnsanlarda az gelişmiş ülkelerde pek sık rastlanan şiddet eğilimini hissetmiyorsunuz.
Karşısındakini, saygıyla eğilerek onurlandırma içerikli, iki avucunu göğüs hizasında kavuşturup yere doğru eğilerek ‘’sawasdee!’’ sözcüğü söyleniyor… Bizdeki ‘’merhaba!’’ veya ‘’selamün aleyküm!’’e benziyor. Böylelikle benden size zarar gelmez mesajı insandan insana geçiyor… Tedirgin bir yabancı için rahatlatıcı bir iklim oluşmasına vesile…
Tayland’da sermaye birikimi sarayın, dinin ve de askerin kullanımında bir de uluslararası sermayede… Bu emareleri TV programlarından, gezdiğiniz rekreasyon alanlarından, anıtsal tapınaklardaki yoğun emek süslemelerinde, çatı işçiliklerinde görüyorsunuz. Sermayenin tabana yayılması; neredeyse vergisiz yoğun emek sektörlerine (gıda, masaj, turizm, taşıma, hizmet, küçük yaygın sundurma çarşı esnaflığı vs…) yayılarak bir istihdam modeli kurulmuş.
Masaj salonlarının sıklığı ve hem karşı cins hem de hemcins ile ilişki kurmanın bu denli kolay ve aleni olmasını gözlemliyor olmanız üzücü… Ve de çarpıcı… Ama masaj burada, okulla edinilen insan anatomisine de bilgece yaklaşan bir meslek edinme. Bunu da bir ayrım olarak bir dipnot olarak metne düşmem ve her şeyi aynı çuvala koymamak için altını manidar çizmem gerek. Ülkenin kuzeyi biraz ucuz, güneyi bir tık daha pahalı ama yine de ülkemizin gelir düzeyi, vizesiz gidilen bu ülkeye talep yarattığını uçak yolcularının profillerine bakarak da görebiliyorsunuz…
Tırtıl, kozası ile sınırlı bir evrende yaşayıp ölürse ihtimal mutludur. Koza, çatlayıp kelebeğe dönüşür ve doğanın çağrısının büyüsüne kapılıp uçarsanız; ömrünüzün kelebek ömürlü kısalığından büyük ihtimal hüzün duyarsınız. Gezinin bende yarattığı duygu bu… Ölüme daha kabullüydüm, şimdi bu seyahatlerden sonra ölümü kabullenmedeki makuliyetim kayboluyor… Hazır bulunuşluk duygunuzda böyle bir değişiklik tetikleniyor…
***
Editör: Nüzhet Ünlüer


















