ŞİİRİN DERİN MISRASI
Geceyi usulca omzuma bıraktın
Sanki göğün en uzak yıldızı
Yolunu kalbimde unutmuş gibi
Bir rüzgâr geçti kirpiklerinden
Denizlerin eski bir sırrını taşıyordu
Ben o sırra dokundum
Parmaklarımda tuzlu bir yalnızlık kaldı
Sen konuşmadın ama suskunluğun
Bin yıllık bir şiirin en derin mısrasıydı
Ben seni bir tomurcuk gülün
Sabaha açıldığı incelikle sevdim
Bir kuşun ufka güvenmesi gibi
Şüphesiz tereddütsüz
Gözlerin
Yıldızlar misali
İki uzak şehir gibi yanıyordu gecede
Ben o şehirlerin sokaklarında
Adını fısıldayan rüzgâr oldum
Kalbim bazen dolu dizgin
Turan bozkırlarında koşan bir at gibi
Bazen de senin adını taşıyan
Asi küçük bir ırmak gibi
Sessizce akıyor içimde
Eğer bir gün gökyüzü
Bütün yıldızlarını kaybederse
Ben yine de karanlığa inanırım
Çünkü sen asırlık sırlardan öte
Gecenin kalbine saklanmış
En parlak ihtimalsin
Ve bil ki ben seni sevmeyi
Bir şiirin son dizesi gibi değil
Her sabah yeniden başlayan
Uzun bir destan gibi öğrendim
***



















