PARADOKS
Soluk benizli adam,
Solmaya başlayan günün ardından
Binlerce acaba yüklediği düşkünlüklerini
Sessizce bıraktı dalgaların kucağına.
Güneş,
Başka dünyaların kapılarını aralamak için
Telaşla koşarken,
Susmak meziyet miydi kusursuz?
Yoksa kelimelerin
Mühürlü dudaklar içinde gördüğü
işkence miydi bilinmez.
Denizin serin karanlığına düşmüş
Binlerce ihanetin içinde kaybolurken
düşünceler,
Bir varmış, bir yokmuşla başlayıp,
Sonu kelebek kozasındaki bilmeceyle
biten hikayeler kadar ağırdı.
Belki beyaz tende pembe bir ipek şal
Belki de bir günlük ömre bedel keder.
Şımarık rüzgarın
yüzünü okşamasına aldırmadı adam.
Bir dileği vardı kavuşmamış elleri içinde
Umutsuzluğun akrep iğnesi,
Umudun,
Beyaz martı kanadında şekillendiği
O önemsenmeyen dar vakitte,
Minik bir balık gibi bıraktı suyun içine.
Adını çocuk koydu.
Yarına dair mektuplar geçti ufkundan.
Yazmak istedi ..
Yüzü gibi solgun kağıt çıkardı zulasından.
Kalem saplandı kara sabana taş çıkarırcasına
Oysa,
Mürekkep kurumuştu teni gibi.
Nadasda unutulmuştu gönül sesleri.
Rüzgar şımarık.
Denizin üzeri gri bulut.
Güneş başka dünyalara kavuşma telaşında..
Tek gün de olsa
Kozada kelebek sevinci var.



















