NEYİN GÖÇÜ BU
Yine akşam oldu,
İndi yüreğime yalnızlığın ezgisi,
Düştü dilime, özlemin yakıcı bestesi.
Bir bulut ki kalkan yüreğimin üstünden,
Sarıp dağları, yağmur indirir gökyüzünden.
Camlara yapıştı karanlık,
Rüzgârla titreyen korku sesi,
Göğsümdeki vuruşlar damla damla ayrılık darbesi.
Bir tek çocuk yüreğim kalmış dağılanlardan,
Bir de kimsesizlik korkusu…
Şimşekler çakıyor uzaklarda,
Yıldırımlar düşüyor içime, dışıma,
Alaz alaz yürek yangısı…
Bir çocuk uzaklarda, üşümüş yüreği,
Oturtmuş geceyi çaresizliğine taş gibi…
Ruhumda fırtınalı denizin öfkeli çalkantısı,
Kulaklarımda dalgaların vahşi gürültüsü.
Yine battım gecenin derinliğine,
Her gece bir son gece çağrısı.
Zaman belli değil,
Mekân yok,
Kuş uçmaz, yol çıkmaz,
Bir dudağı gökte, bir dudağı yerde,
Kocaman canavar, ağzı karanlık.
Yutulmuş neyim varsa
Çocukluğumdan bu yana.
Vahşi dalgaları coşmuş,
Masalların karanlık denizinde.
Yolum, yönüm belirsiz,
Uzaklaşıyor kıyı her çırpınışımda.
Bir çocuk boğuluyor akıntıya kapılmış,
İnsaf yok, suların ölüm hızında.
Kâbustayım diyorum,
Sadece kötü bir rüya görüyorum,
Uyanacağım elbet.
Her zamanki gibi
Güneşli bir hayale tutunuyorum.
Umduğum el kurtarır mı beni?
Hani tutunduğum umutlarım?
Umut etmek, yaşama nefes gibi.
Beklediğim elin ışığında,
Yükseleceğim bulutlara.
Hafiflemişim, mutluluk sarhoşluğunda.
Kanadı kırık kuş tüyleri,
Güneşte parlıyor, uyuyan denizin ortasında
Yüzen, bin parça sevdam aslında.
Asıldı dağlara, gömüldü yollara yarısı.
Kuş sürüleri uçuyor sağımdan, solumdan,
Göç başlamış zamandan,
Sürgün yemiş yasadan, itiraz yok.
Hayatlar kopuk, yüzüyor parça parça sularda.
Aç kollarını bana da
Herkesin hakkı var, bir mezarlık toprakta.
***



















