MASAL OKU DEDE BİZE
Yazın ortasıydı.
Mahalle güneşten sararmış, taşlar ısınmış, gölgeler kısalmıştı.
Bizse amaçsızca koşturuyorduk.
Herkes bir oyun adı söylüyor ama kimse kimsenin fikrini beğenmiyordu.
Sabırsızdık, sanki oyundan çok bir heyecan arıyorduk.
Rüzgâr birden esince biz de ona özenip savrulduk.
Bir o yana koştuk bir bu yana.
Sanki dünya bizim oyun alanımızdı.
Mahallenin köşesindeki büyük dut ağacının altında bir dede oturuyordu.
Elinde bastonu, başında eski bir kasket vardı.
Alnından damlayan teri mendiliyle siliyor, bir yandan da bizi izliyordu.
Yüzünde yorgun ama huzurlu bir gülümseme vardı.
- Ne güzel çocuk olmak! dedi kendi kendine.
- Dertsiz tasasız, oyunların içinde kaybolmak…
Bize el salladı.
Koşarak yanına gittik.
Sorularımız hazırdı zaten.
Biz hep meraklıydık.
- Dede, bu dünya nasıl oldu?
- Eskiden dinozorlar varmış, şimdi neredeler?
- Su buhar olup göğe çıkıyormuş, sonra yağmur olarak yağıyormuş, doğru mu?
- Dede, senin masal kitapların var mı?
Dede hiç üşenmeden, sabırla cevap verdi.
Sanki sorularımız onun için yük değil, birer hediye gibiydi.
Kitap lafı geçince gözleri parladı.
- Şimdi burada usulca oturun.
- Ben size bir masal kitabı getireyim. Masal istiyorsunuz değil mi?
Birimiz hemen atıldı:
- Evet dede, masal olsun; içinde iyilik olsun, adalet olsun, sonunda ders olsun.
Dede evine doğru yavaş adımlarla yürüdü.
Biz gölgede sessizce bekledik.
O an nedense ilk defa susmuştuk.
Az sonra elinde eski, kenarları yıpranmış bir kitapla döndü.
Tozunu hafifçe üfledi.
Sanki kitabı değil, hatıralarını açıyordu.
Okumaya başladı.
Masalda bir iyilik vardı.
Bir haksızlık vardı.
Sonunda sabrın kazandığı bir adalet vardı.
Her masalın sonunda bir kıssadan hisse saklıydı.
Ya kitapta yazıyordu
Ya da dede öyle bilmemizi istiyordu.
Masalı dinlerken bazılarımızın gözleri uzaklara daldı.
Bazılarımız kahraman olmak istedi.
Bazılarımız büyüyünce dede gibi sabırlı biri olmayı diledi.
Belki de o gün, hayatın sadece oyunlardan ibaret olmadığını ilk kez sezmiştik.
Ama yine de masallara inanmak güzeldi bir süre daha.
Çünkü çocukken insan
Dünyayı gerçeklerden çok umutla anlamak ister.
Ve biz o gölgede şunu öğrendik:
Her masalın içinde biraz hayat
Her hayatın içinde biraz masal vardır.
Ve her daim bir umut vardır.
***



















