LEYLA ERBİL
(12.01.1931, İstanbul – 19.07.2013)
1960'lı yılların sonlarında Erbil, “Tuhaf Bir Kadın” üzerinde çalışırken metni yakın çevresine okutuyordu.
Romanın kahramanı Nermin; cinselliğini, ailesini, dini, siyaseti ve kadın olmayı alışılmışın dışında sorgulayan bir karakterdi. O dönemde bu kadar rahat konuşan bir kadın karakter, Türk edebiyatında neredeyse yoktu. Kitabın taslağını okuyanlardan biri ona şu minvalde bir uyarıda bulundu: "Bunları yayımlarsan herkes seni Nermin sanacak."

Aslında bu, dönemin kadın yazarlarına sıkça yöneltilen bir bakış açısıydı. Erkek romancılar katil, hırsız ya da zalim karakterler yazdığında kimse onları o karakterlerle özdeşleştirmiyordu ama bir kadın yazar kadın cinselliğini, öfkesini ya da başkaldırısını yazdığında, okurun ilk refleksi "Demek ki kendisi de böyle." oluyordu. Leyla Erbil'in verdiği cevap ise yıllarca anlatılan bir tavra dönüştü. Şunu söylediği aktarılır: "Bunu söylemeleri zaten romanı yazmam gerektiğini gösteriyor."
Bu tepki, Tuhaf Bir Kadın'ın da temel meselesidir. Erbil, okurun kendisini değil, toplumun kadın yazara yüklediği önyargıları görmesini ister. Nermin yalnızca bir karakter değildir; kadınların konuşmasına izin verilmeyen düşüncelerinin sesi hâline gelir. Roman yayımlandığında beklediği gibi olur. Kimileri metni "ahlaka aykırı" bulur, kimileri "fazla cesur" diye niteler fakat yıllar sonra eser, Türk edebiyatında kadın bilincini en güçlü biçimde işleyen romanlardan biri kabul edilir.
Bu anı, Leyla Erbil'in yazarlığını özetleyen önemli bir gerçeği de gösterir: Onun için asıl mesele okuru rahatlatmak değil, okurun yerleşik kabullerini rahatsız etmektir. Tuhaf Bir Kadın tam da bu yüzden adını yalnızca kahramanından değil, toplumun "tuhaf" saydığı her kadından alır.

HAYATI
Leyla Erbil (1931–2013), Türk edebiyatının en özgün ve yenilikçi yazarlarından biridir. İstanbul'da doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde öğrenim gördü ancak eğitimini tamamlamadan ayrıldı. Yazmaya 1950'li yıllarda öyküyle başladı; ilk öyküleri dönemin önemli edebiyat dergilerinde yayımlandı.
Toplumun kadınlara biçtiği rolleri, bireyin yabancılaşmasını, aile ilişkilerini, siyasal baskıları ve insanın iç dünyasını kendine özgü bir dille ele aldı. Geleneksel anlatım kalıplarını kıran üslubu, bilinç akışını, iç konuşmaları ve deneysel anlatım tekniklerini ustalıkla kullanmasıyla tanındı.
Yalnızca edebiyatıyla değil, düşünsel duruşuyla da öne çıkan Erbil, Türkiye Yazarlar Sendikası'nın kurucu üyeleri arasında yer aldı ve yaşamı boyunca ifade özgürlüğünü savundu. 2002 yılında Nobel Edebiyat Ödülü için Türkiye'den aday gösterilen ilk kadın yazar oldu.
ARDINDAN
Leyla Erbil'in 19 Temmuz 2013'teki ölümünün ardından edebiyat dünyasında yapılan değerlendirmelerde ortak bir tema öne çıktı: Türk edebiyatının yalnızca büyük bir yazarını değil, dilin sınırlarını zorlayan, taviz vermeyen bir aydını kaybettiği vurgulandı.
Yalvaç Ural, cenaze töreninde yaptığı konuşmada Erbil'i "edebiyatımızın en dik duran kadınlarından biri" olarak nitelendirdi. Yaşamı boyunca hiçbir düşüncesinden ödün vermediğini söyleyerek onun yerinin doldurulamayacağını ifade etti.
Mustafa Köz (Türkiye Yazarlar Sendikası Genel Başkanı),Erbil'in yalnızca güçlü bir romancı olmadığını, aynı zamanda toplumun vicdanını temsil eden bir aydın olduğunu belirtti. Onun 1950 kuşağının en önemli yazarlarından biri olarak anılacağını, eserlerinin gelecek kuşaklara kalacağını söyledi.
Pek çok eleştirmen, Erbil'in Türkçenin kalıplarını kıran yazar olduğunu vurguladı. Noktalama işaretlerini, söz dizimini ve anlatım biçimini bilinçli olarak dönüştürmesi nedeniyle, onun ardından "Türkçeyi yeniden kurmaya çalışan yazar" tanımı sıkça kullanıldı.
Leyla Erbil, Türk edebiyatında dili dönüştüren, kadınların sesi ve bireyin vicdanı olmayı amaçlayan en etkili yazarlardan biri olarak kabul edilmektedir.
Edebiyat çevrelerinde Erbil'in özellikle kadın edebiyatı açısından açtığı yol üzerinde duruldu. Tuhaf Bir Kadın ile kadın kimliğini, cinselliği ve toplumsal baskıları cesurca ele almasının sonraki kuşak kadın yazarlara önemli bir kapı açtığı dile getirildi.
Yazarlığının yanında aydın kimliği de sıkça anıldı. Yaşamı boyunca ifade özgürlüğünü savunması, Türkiye Yazarlar Sendikası'nın kurucuları arasında yer alması ve toplumsal olaylar karşısında sessiz kalmaması, anma yazılarında özellikle vurgulandı.
Ölümünden kısa süre sonra Ahmet Arif'in ona yazdığı mektupların Leylim Leylim: Ahmet Arif'ten Leyla Erbil'e Mektuplar adıyla yayımlanması, edebiyat kamuoyunda Erbil'e yönelik ilgiyi yeniden canlandırdı. Bu mektuplar, onun yalnızca bir romancı değil, dönemin önemli şair ve yazarlarının entelektüel çevresinin merkezindeki isimlerden biri olduğunu da gösterdi.
ESERLERİ
Öykü
Hallaç (1961), Gecede (1968) Eski Sevgili (1977), Roman, Tuhaf Bir Kadın (1971), Karanlığın Günü (1985), Mektup Aşkları (1988), Cüce (2001), Üç Başlı Ejderha (2005), Kalan (2011), Tuhaf Bir Erkek (2013)
Diğer eserleri
Tezer Özlü'den Leylâ Erbil'e Mektuplar (1995), Düşler Öyküler (1997), Zihin Kuşları (1998)
KAYNAKÇA
Habertürk, Hürriyet Daily News, Demokrat Haber, Edebiyat Haber, Boğaziçi Üniversitesi Leyla Erbil Arşivi, Boğaziçi Üniversitesi Haberler, TEİS (Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü), TR Dizin, İstanbul Üniversitesi Akademik Tez Merkezi (YÖK Tez)
***



















