SUNA TÜRKMEN GÜNGÖR’ÜN SUSYAR BAŞLIKLI ŞİİRİ ÜZERİNE BİRKAÇ SÖZ
Her ilişki psikolojik bir sözleşmedir… Taraflar bütün ayrıntıları konuşsalar bile ilişkiye yükledikleri anlam, beklentiler, transferler farklıdır. Nesnel bir sözleşmeyi, farklı öznel yanları olan taraflarla yapıyorsun. Hatta bireyin kendi içsel gezinmelerinde bile tam tanıyıp çözümleyemediği şahsına münhasır, karmaşası ve meçhuliyeti olan bireylerle yapıyorsun.
Başlangıç motivasyonları zamanla tükenir ya da yeni yaşadığı zenginliklerle o motivasyonlar yön değiştirmiş olabilir… Bunlar neticede ikamesiz duygular değil. Tad sizde kodlanmış olsa bile taddan aldığınız haz değişir veya tada dair yeni kodlar yazarsınız. Umduğunuz tadla da karşılaşmamış olabilirsiniz. Sonuçta kendini bile yeterince keşfetmemiş bireyle ve tadla başlıyor yolculuğunuz...
Tahammül başlangıçta işe yarar gibi gözükse de sizin de kabullenme, yüklenebilme, değişebilme katsayısınızda sınırlılıklar var. Bu limitsiz bir katlanma değil. İlişkinin emek boyutu da bu galiba…
İlişki bir roldür. Yönetim biliminde rolü; göreve ilişkin davranışlar diye tanımlarız. Eş rolü, anne rolü, aşçı rolü vs… Görev değiştikçe rollerimiz de değişir. Bir ilişkinin size giydireceği rolleri yeterince tanımadan yolculuklara çıkarız.
Planlaması, lojistiği yetersiz her yolculuk bireyi yorar. Bunlar yeterli olsa bile hazırbulunuşlukların olacak. Zaten hedefin kendisi mutlak mutluluğu da ifade etmez. Mutlu eden şey hedefe giden yoldur…
Suna Türkmen GÜNGÖR’ün sözcüğü ile "bengü çölü" bu donanımla aşılır. Yoksa çöl bitmez, siz erkenci yorulur, susuzluğa direnciniz düşer… İçinizde "susyar" oluşur. Kanayan yara gözlenebilir. Pansuman mümkün. İçte açılan sessiz yaralar sürekli kanar, sizi yeni serüvenlere cesaret edemez hâlde tutar, takatsiz bırakır. Bu nedenle her an koparılabilir yapıda ilişkiler kurmak asıldır. Karşı tarafın sizi seçme ve gerçekte de sizde var olan yeterliliğine yeterince güvenin. Dünya yeniden kurulur. Sen yerini alırsın.
Veda etmeyi bilmek bir özgüven işidir. Nitelikli insan yüzleşebilir. Vedasız çekip gidenler bence baştan yapılmış yanlış seçimlerdir. Bırakın suya akıp gitsin…
Suna Hanım'ın veda sözcükleri, veda tebessümleri ile ayrılık isteği yerinde. Bizi de bu ilişkide haklı olarak bir taraf aitliğine de taşıyor da… Git odana kapan, aynalarda gezin, keşkelerini obezce besle. Bunu diyemem…
Suna Hanım; bizim de yaşamımızda ucundan, ortasından yaşadığımız bu duygunun izdüşümünü başarıyla ve da cesaretle şiirde anlatmış. Hepimizi içine alan bu şiiri yazma becerisini göstermiş. Yazın dünyasına her zamanki gibi çiğnenmemiş sözcükleri taşımış.
Tebrikler… Umarım analizlerimle sizi incitmemişimdir.
***
SUSYAR / Suna Türkmen Güngör
Sanırdım, bir kelimeyle olur vedalar.
En ağırı, göz bile kırpmadan gitmekmiş meğer.
Suskunluğun içinden,
Kayıp gittin usulca.
Ne bir elveda ne de bir tebessüm,
Bırakmadan geriye.
Rüzgârsız bir akşam sisiydi gidişin,
Çöktü içime sessizce.
Ardında bıraktığın susyarım,
Duyulmamış bir sevda oldu belki de.
Ben, bekliyorum hâlâ o son bakışı,
Hiç yaşanmadığı hâlde.
Yüzümden silinmeyen veda,
Saklanır bazen suskunluğumda
Sırlı aynaların ardına.
Yüzleşemediğimiz her an,
Kaçarken sen, kendine;
Kanarım ben hâlâ şuursuz,
Yetimce
Bengü çölünde.


















