IŞIĞI YANSITAN DÜNYA: AHLÂK ve ETİK
Davranışlarımızın kategorize ediliş şekli iki türlüdür; kavramlar çeşitlidir. İyilik–kötülük, kötü–yanlış, güzel–çirkin vb. Her davranışın toplumdan topluma, gruptan gruba, kültürden kültüre göre değişik sonuçları vardır. A toplumunda çok sesli müzik dinlemek, diğer insanlar açısından bir problem yaratmazken; B toplumunda özel hayatın ihlâli olarak algılanabilir. Birbiriyle yakın anlamlı kavramlar için de bu geçerlidir. Toplum içinde aynı anlamlara sahip olduğunu düşündüğümüz haram-günah, günah-mekruh vb. Zıt sözcükler yakın anlamlı olmalarının yanında birbirinden farklı değerli sözcüklerdir. Peki etik ve ahlak nedir?
Etik sözcüğü, Yunanca “karakter” anlamına gelen “ethos” sözcüğünden türetilmiştir. Bir toplumsal koddan bağımsız olan, kişiden kişiye değişmeyen kavramdır. “Örf, adet, töre” gibi anlamlara da gelmektedir. Etiğin çerçevesi, toplumsal iş hayatını düzenlemek için yapılır. Kökü, felsefeye dayanır. Etiğin çerçevesi ahlâktan farklı olarak esnek ve çeşitlidir. Bireysel etik, mesleki etik, iş etiği, yönetsel etik olarak sınıflandırılabilir. Etik alanda her kategorinin kendi iç dinamiklerine göre farklı davranış kalıpları vardır. Doktorluk etiği ile polislik etiği birbirinden ayrıdır. Etiği belirleyen unsur “statü”dür. Genellikle iş kollarının tanımını yapmak, iş kollarının birbirinden farklı yönlerini ortaya koymak içindir. Zaten karakter kelimesi de özgünlüğü, biricikliği anlatır.
Karakter fiziki ve psikolojik etkilerin sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Dışarıdan bağımsız olan, kendi biyolojik ve akılsal deneyimlerin birikimiyle oluşan yapıdır, karakter… İş etiğini inceleyecek olursak; bu etik kişinin disiplinli ve verimli çalışmasını bekler. Bağlı bulunduğu şirket, departman veya yönetimin kendisine “dayattığı” kurallara sadık kalması, bu kuralların dışına çıkmamaya özen göstermesi çalışan tarafından beklenir.
Ahlâk; toplum dinamikleri ile ilgilidir. Dini bir kavramdır. Sosyal statüden bağımsız olarak davranışların karşılığı tüm toplum tarafından kabul edilir. Örneğin insan öldürmek bir suçtur. Herkes bunun suç olduğunu bilir, cezası hapistir. Ahlâkın kıstasları daha sert ve genellikle katıdır. Çok fazla alternatifi bulunmaz. Kuralcıdır, yasal yükümlülükleri mevcuttur. Ahlâk bir yönüyle gelenekseldir.
Geçmişte belirlenmiş töresel ve yazınsal kurallar doğrultusunda oluşmuştur. Bu kurallar, toplumun tüm departmanlarında kullanılabilir. Ancak iş hayatında kullanılması doğru değildir. Çünkü ahlâki davranışlar, köklü olması sebebiyle davranışın ortaya çıktığı zamanı ve şartları pek gözönüne almaz. Kitaptaki bilgilere sadık kalır. Bu da iş hayatında, gelişen teknolojide ve bulunulan çağda farklılıkların bir kenara bırakılması anlamına gelir. Sonuçları enkazlara yol açabilir. Ahlâki davranışlarda insan unsuru yerine, insanüstü varlığın kuralları koyduğuna inanılır, korkulan varlıktan çekinilir. Bu yüzden yaşayan tüm insanların kabul ettiği bir mahkemedir.
Ahlâk ve Etik her ne kadar birbirine paralel olarak bilinse de, farklı yönlerinin de var olduğu görülmektedir. Bunun sebebiyse, sözcüklerin kökeninde bulunan altyapıdan dolayıdır. Ahlâk tüm toplumu düzenlemeye çalışırken; etik belirli bir kesime, topluma seslenir. Bu da ahlak ve etik arasındaki en temel farkın sonucudur.
“Ahlâk suyun kendisidir. Etik, suyun içindeki ışığın yansımasıdır.”



















