İNCE BİR NEFES
ayaklarımın dibine gökyüzünden
bir kuş düştü bu akşam
sıcacık görünce dünyamın rengi değişti
kanatlarında gün batımının mor kıvrımları
yelesi bulutlardan örülmüş sanki beyaz atlı prensti
sandım ki sevgili indi gökyüzünden
ve sonra kalbimin en eski kapısı gıcırdadı yavaş ve ürkek
kapıyı gıcırdatan rüzgâr değildi
sevgilinin kırık nefesiydi
koca kuş başını kaldırdı
gözlerinde sessizliğinin derin çukuru
kanat uçlarında titreyen mor kıvrımlar
sanki bir büyünün son kıvılcımıydı
dokundum göğsüne
yasladı göğsüme göğsünü yumuşacıktı
yelesi ipek tülden rüya gibiydi
bir de sevgiliye ait yarım dudak gülüşü geçti
gözlerimin önünden
damarlarıma usulca aktı şarap gibi
o gülüş
sanki dünya o kanatlar arasında dönüyordu
çok uzaklardan bir ses çarptı kulaklarıma
belki bir kadının içten içe süzülen hüzünlü şarkısı
belki küçük bir çocuğun kaybolan hıçkırığı
belki de yalnızlığına yeten bir adamın göğe bıraktığı iç çekiş
gece ikiye yarıldı
bir yanda sessiz sokakların soğuk kırık taşları
diğer yanda sevgiliye uzanan ince uzun karanlık ateşli bir yol
meğer gök yüzünden ayaklarımın dibine düşen kuş değilmiş
göğsümdeki sıcaklık sevgilinin saçlarıymış
meğer dudaklarıma değen esinti
sevgilinin dudaklarından gelen ince bir nefesmiş
***



















