Advert

İftar Hazırlığı / Hatice Tike

Yazan: Hatice Tike -İFTAR HAZIRLIĞI

ÖYKÜ - 21-06-2025 15:24 380 kez okundu.

İftar Hazırlığı / Hatice Tike
Advert

İFTAR HAZIRLIĞI

Kadın telaşla yemekleri yapmış bitirmişti. Tatlıyı da yapmıştı. Sıra börek yapmaya gelmişti. Büyük bir telaşla yufkaları açarak yağladı, böreği yaparken bir gözü duvardaki saatteydi.

Yetişecek mi acaba?

“Eğer yetişmezse ben ne yaparım?” dedi.

Oklavadaki elleri titriyor, alnından inen terleri kolunun tersiyle siliyordu.

Odasında ders çalışan küçük oğluna seslendi:

- Ne kadar kaldı oğlum, babanın gelmesine?
- Anne, yarım saatten az kaldı!

“Ay!” dedi, kadın;  “Daha masa hazırlanacak.
Sütlaçlar kaselerle dolaba konacak, onlar soğumalı.
Komposto nerede, o nerede, tezgahta bulamıyorum?” diye sesli sesli konuşmaya devam edince, oğlu odadan annesine cevap verdi:

- Dolaba koydun ya anne! İlk onu yaptın attın ya dolaba, soğusun diye unuttun mu?

Nihayet böreğe yumurtayı sürüp susamlayıp, fırına verdikten sonra derin bir oh çekti.

- Oğlum, şimdi huysuz babanın gelmesi çok yaklaştı, masa kurmakta  bana yardım eder misin?

Önlüğünü önünden çıkararak masaya yöneldi. Örtüsünü örttü. Tabak, çatal, kaşık, peçeteler itinayla yerine dizildi. Masanın ortasına zeytinyağlı sarma, salata, komposto, cacık, iftariyelikler yerleşti.

Bunları koyarken “Kompostonun yanına hiç cacık yakışır mı?” diye düşündü.

Ama adamın boğazı büyük olunca hepsini istiyordu.
“Yoğurt? Yoğurt nerede? Onu da sakın unutma kızım!” dedi, kendi kendine.

Hiçbir şey eksik olmamalı, tam olmalıydı. Tencerelerin ağzını açtı tek tek, yemeklere baktı…

Çorba, karnıyarık, nohutlu pilav mis gibi olmuştu hem de sıcacıktı.

Kadın daha saçını başını taramadan, kapı zili çaldı.
Kadın koşarak kapıyı açtı.

Adam; “Yemekler hazır mı?” diye gürleyen sesiyle içeri girdi.

Yemek yapmaktan şaftı kaymış kadına bir “Nasılsın?” deyip hatırını bile sormadı.

“Sana da iyi günler kocacım.” dedi, içine kaçan cılız sesiyle kadın.

Ama kocası onu hiç duymadı bile…

Mutfağa koşar adımlarla girdi.

Her tencerenin ağzını açarak sanki hazine bulmuş gibi gözlerini patlatarak:

“Yemekler, yemekler!..” diye nara atıyordu.

O anda fırında kızaran böreği çıkararak, derin bir nefesle kokladı.

- Oğlum nerede, oğlum, koçum neredesin? Babana meyve suyu aldın mı, can oğlum?

Heyecanlıydı; sanki maraton koşmuştu.

“Oğluşum, can yavrum… hadi hemen hem sarı hem  meyveli  kap gel.” dedi, sabırsız bir şekilde.

O anda hanımı müdahil oldu.

- Gerek varmı ki ona? Hem komposto yaptım hem cacık, ayran, yoğurt da var.

“Olsun!” diye gürlemesiyle çocuk bir anda bakkala uçmuştu bile…

“Kaç dakika var, kaç dakika?” dedi.

Karısı; “üç-dört dakika kaldı, hemen çorbaları böleyim ben.” dedi.

Adam elini yıkadı, masaya oturdu.

“Tatlı olarak ne var, ne yaptın?” diye gür sesiyle seslenirken masadaki  tabaklar korkudan sıçradı.

- Sütlaç, sütlaç yaptım sana hayatım!
- Ne, sütlaç mı? Bebek miyiz biz lan, süt içelim, çök çöp şişli! Şuruplu tatlı yok mu?

Kadın panik oldu birden…

Eli ayağına dolaştı.

Yaptığı lokma tatlısını unutmuştu o an…

Hemen deli gibi mutfağa koşarken ayağından terlik fırladı birden. 

(“Yazık… Gönül isterdi ki… O terlik, o kafaya… Neyse, öyküden kopmayalım…”)

Kadın lokma tatlısını da masaya yerleştirdi.

Her bir lokmaya bir kürdan sapladı, Kolay yutmak için. 

Yemekler tabaklara konmuş, çocuğun aldığı meyve suları da iki ayrı bardağa doldurulmuştu.

Adam bir lokma tatlısını iki dişinin arasına koydu. Bir elinde meyve suyu bardağı, diğer elinde iki böreğe birden saplanmış çatalında börek dilimleri duruyor; ezanı bekliyordu.

Üç dakika böyle bekledi. Ona çok uzun bir süre gibi geldi. Büyük zulümdü onun için…

Lokmanın kokusu, burnuna doğru yürürken böreğin sıcaklığı elini ısıtıyordu. Gözü masanın üstündeki çorbada, yemeklerde… Ferfecir okuyordu.

O an da cılız bir “Alla…” duyar duymaz “…hu ekber!” denmesini bile beklemeden, dişlerindeki lokma tatlısını  çiğnemeden; hap gibi yuttu.

Arkasından ikinci, üçüncü, beşinci, yedinci, onuncu derken… 

Lokmalar sanki basket filesine gönderiliyordu.

Bir yudumda, bardakların ikisini de börekler eşliğinde içti.

Çorbaya baktı; kaşıkla içse yorulacaktı, iki eliyle kaseyi tutarak başına dikti.

Derin bir “Oh!” çekti ki…

Bir “Allahüekber” sesi daha duyuldu.

Kadın ve oğlu  daha oturamamıştı masaya, yemek taşımaktan…

“Ne oldu şimdi lan!!” dedi.

Yanlış alarm…

İlk ezan yanlışlıkla vaktinden önce okunmuş, oruç da gitmişti.

Oysa onun yarı karnı doymuştu, yazık olmuştu.

***

TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE  KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...

Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz

Editör: Nevin Bahtışen

Advert
Neler Söylendi?
DİĞER HABERLER
Raftaki Boşluk / Deniz İmre

Raftaki Boşluk / Deniz İmre

15-05-2026 - ÖYKÜ

Arap Dayı / Murat İşler

Arap Dayı / Murat İşler

15-05-2026 - ÖYKÜ