HER ÖMRÜN BİR SONBAHARI VARDIR
Sonbahar kendini iyice göstermişti. Yere düşüp kuruyan yaprakların hışırtısı içinde yürürken gazelli yollarda, hafiften ürpermeye başladım, rüzgarın uğultusuyla...
Bu mevsimde insan her şeyden kendini soyutluyor, sonbaharın hüznüyle. Daha bir sakin, dingin… Her şeyden elini eteğini çekmiş gibi hissediyor. Kendiyle başbaşa kalma hissi oluşuyor bir anda. Galiba bu bir yalnızlık sendromu.
Etrafın sakinliği, ağaçların yapraklarını dökmüş o hüzünlü hali, yerler ve etraf sanki bir renk cümbüşü gibi. Sarı sonbahar hakimdi her yere.
Artık kışa hazırdı gönül. Her ömrün bir sonbaharı vardı, bir türlü gönlünden uğurlayamadığı. Bazen sessiz ve sakin bazen de yalnızlık kokan her anını bir fotoğraf karesinde anılaştırdığı.
Oysa ömrün bir de ilk baharı vardı.
Her şeyin ilkini iliklerine kadar yaşadığı...
Aşkın en tomurcuk haliyle gönlünde yeşerdiği…
Ayaklarının yerden kesildiği...
Masumluğun şemalinin yüzüne vurduğu...
Erik ağaçlarının çiçek açtığı…
Papatyaların kırları süslediği...
İçinde kelebeklerin uçuştuğu…
Başında kavak yellerinin estiği…
Kulağımda bir melodiyle, ömrümün bütün mevsimleri bir bir geçti gözlerimin önünden.
Şimdi sonbahar mevsimindeyim, ruhumda derin bir kederle. Biten sevdaları uğurlamanın rahatlığıyla. Biraz da hayal kırıklığıyla. Mavi spor ayakkabılarımın altında nasıl da hışırdıyor yapraklar. Düşüyor dalından bir bir, son kalan yapraklar yere. Kahverengiye dönüşmüş yapraklar, yavaş yavaş kurumaya başlamış ve buruşmuş.
Montumu iyice çekiştirip önünü ilikledim. Buğday başağı uzun sarı saçlarıma motifli örülmüş şapkamı taktım. Kazağım da tam sonbaharın rengine uygundu. Sarı kazağım, yırtık kot, blue jean…
Bir banka oturup izledim etrafı, sessizliği dinlerken. Her mevsimin kendine has bir kokusu vardı.
Yavaş yavaş kasım da yerini devredecek, aralık kışı hissettirecek hepimize. Aralık bıraktığımız kapıdan içeri, hayatın bazen sürprizleriyle bazen kederleriyle ortaya karışık girecek belki de.
"Kasım ayında aşk başkadır." diyenler nerelerdesiniz? Çıkın ortaya, anlatın “başka” olan aşk hikâyelerinizi.
Kasım yağmurlar, rüzgârlar, ortaya çıkarılan kışlıklar, gürül gürül yanan sobalar zamanı.
Herkesin aşkı kendine münhasır. Aşkın mevsimi mi olur? Aşk her mevsim güzeldir. Doğru kişiyle yaşanırsa.
Her ömrün bir sonbaharı vardır, yüreğinden bir türlü uğurlayamadığı, hiç kıyamadığı, gözlerinin dolduğu, hatırladıkça hüzünlendiği, kendini onca kalabalığın arasında çok yalnız hissettiği, sakinleştiği, dinginleştiği, melenkolikleştiği, bolca kahve tükettiği…
Dışarıda yağmur yağarken, fonda bir duygusal müzik çalarken pencere önünde sallanan koltuğunda sürükleyici ve heyacanlı bir kitabın tam ortasında, soba gürül gürül yanarken etrafa yayılan sıcaklığı hissederek şekerleme yapmak en sevdiğim sonbahar rutinim.
Kim ne derse desin ilkbahar kadınıyım; ama ruhum sonbahar esintilerini de çok sevdi.
Kim sevmez ki sarı sonbaharın renk cümbüşlerini.
Ve hissettirdiklerini...
***



















