HATİCE’NİN EVİ YOK
Günlerden bir gün, acelem vardı.
Durakta benim gibi vesait bekleyen bir bayan da vardı…
“Nereye gidiyorsun?” dedim, aynı yöne mi gidiyoruz, diye merak etmiştim.
“Bilmiyorum.” dedi.
Biraz ayaküstü konuştuk. “Eşimle tartıştık.” dedi.
“Hamileyim; anlamadan, dinlemeden hep bunları yapar.” dedi.
Baktım; olay aile tartışmasını geçmiş, çok kötü tartışmışlar; belliydi.
Serseri eşi onu darp etmiş, dışarı atmıştı; nereye gideceğini bilmiyordu.
Adını sordum “Hatice!” dedi.
Dedim ki, “Ne yapacaksın şimdi Hatice?”
“Bilmiyorum, eşimden korkuyorum.” dedi.
“Ailen nerde oturuyor?” diye sordum…
- Annem öldü; babam ikinci evliliğini yaptı…
- Abin, kardeşin kimin var?
- Ablam var.
- Seni ona göndereyim mi?
- Olmaz! Eniştem de eşim gibi iyi görünür ama o evde de şiddet var.
- Eee, ne yapacaksın? Önce seninle bir emniyete gidelim kardeşim; sonra bir hal çaresine, araştırırız.
- Tamam.
Emniyete gittik. Halsizdi; açlıktan, çaresizlikten titriyordu. Polis amiri ifademizi almak istedi; “Ben birşey bilmiyorum, Hatice Hanım’ın ifadesini alın.” dedim.
Hatice korkudan konuşamıyordu.
“Nedir durum, anlat bakalım!” dedi polis...
Hatice’nin dili çözüldü; birkaç cümle anlattı…
“Eee?” dedi polis, “Hiç mi konuşmayacaksın; korkuyorsan niçin geldin?” dedi..
Ben söze atıldım; “Ne demek, niçin geldin? Size gelmeyip de nereye gidebilir? Kimi kimsesi yokmuş.” dedim.
“Biz ne yapalım?” dedi polis…
“İfadesini alın, önce eşine uzaklaştırma verin, bu hanımı da devlet korumasına alın.” dedim.
“Sen ne çok biliyorsun hanım” dedi bana...
“Siz de hiçbir şey yapmıyorsunuz.” dedim.
O an Amir Bey “Sizin bir fikriniz var mı bari?” diye sordu bana...
Amir, “ne yapalım?” dedi; ben de “Bu kadını darp etmiş eşi diyorum, bu kadın hamile; eşi darp etmiş. Ben, asıl bana sormanıza şaşırdım doğrusu… Kocaman ülkeyiz, kadınımızı, çocukları siz korumazsanız, kim güvenliklerini sağlar, nereye gitsin bu hanım?” diye sordum tekrar…
Baktım olmuyor..
Müdür Bey'e çıktım; “Müdürüm aşağıya bir polis oturtmuşsunuz, nerdeyse biz suçlu çıkacaktık.” dedim.
ÜAnlattık aynen polise anlattıklarımızı, müdüre de…
Müdür dinledi; biz imza atacaktık ki, Hatice Hanım bayıldı… “Ne oldu?” dedi Müdür Bey…
- Açmış kadın akşamdan bu yana… Bir şey yememiş; eşi evden kovmuş anlattığımız gibi...
Müdür bizi hastaneye gönderdi, bir polis eşliğinde…
Hemen müdahale ettiler; serum filan derken bir gece acilde kaldık…
Ertesi gün polis müdürü hastaneye geldi..
“Amirim eşine uzaklaştırma almakla olmaz yalnız; onu emniyete çağırın, anlatın, belki adam olur, eşine sahip çıkar. Cezadan sonra yine aynısını yapar. Dahası, bence bu bayanı bir yere yerleştirin.” dedim.
“Bugün de hastanede kalsın.” dedi Müdür Bey, doktorla görüştüm…
“Tamam.” dedim; hastanede birgün daha kaldık. Doktor darp raporu çıkardı; kadına olan merhameti çok büyüktü doktorun…
Müdür yardımcı oldu, kadını koruma evine yerleştirdi Hatice Hanım’ı kendi eliyle…
Eşini iki gün nezarette tutmuş; kadın hamile ve darp edildiği ve de evden kovulduğu için...
Hatice'nin eşi hırsını benden çıkarmak için beni takip etmiş; beni markette görünce tehdit etti: “bu senin yanına kalmayacak.” dedi. Polis müdürünün telefonu vardı geçen vakada; almıştım, aradım, anlattım…
“Başıma birşey gelirse, Vedat'tan bilin” dedim.
“Kim o?” dedi.
“Hatırlayın Amirim, Hatice Hanım”ın eşi.” dedim; “beni tehdit etti, bu burada kalmayacak” dedi.
Bende dedim ki, “Kim olsa benim yaptığımı yapardı, senin yanına mı kalacaktı sandın? Polisi arayacağım.”
“Ben polisten korkmuyorum; senin gibiler yok olmalı.” dedi.
Ben de “Sen yok ol!” dedim amirim, bunlar geçti aramızda…
Nihayet kabak benim başıma patladı; patlasın yine yaparım, yine her kabak benim başımda patlayacakmış, patlasın…



















