Advert

Gölgede Kalan

Yazan: Elmas Tunç - GÖLGEDE KALAN 

ÖYKÜ - 30-06-2022 18:50 1041 kez okundu.

Gölgede Kalan
Advert

GÖLGEDE KALAN 

Gölgesinden bile korkan adamın böyle bir şey yapmış olabileceğine inanamadık ilk başta apartman ahalisi olarak. Elleri kelepçeli şekilde aramızdan götürülürken onu yuhalayanlar, öfkeyle tehdit savuranlar oldu. Benimse afyonum anca patlamış, istemsizce bakakalmıştım film izler gibi önümde yaşanan sahneye. İri kemikli ve köşeli suratında donuk bir ifadeyle yerde oluşan gölgesine bakarak kafasını titretiyor ve "istediğin oldu bay gölge" diyordu Metin Abi iki polisin arasında.

Arasına aklar karışmış gür ve siyah saçları yağlı, sakalı ise birbirine karışmıştı. Buz mavisi rengi atmış ütüsüz gömleği ve yıpranmış kot pantolonu kurumuş kanla kaplıydı. Akşam haberlerinde büyük puntolarla duyurmuşlardı apartmanımızda yaşanan cinayet haberini "Korku filmlerini gölgede bırakan vahşet" başlığı altında.

Polisler, biz apartman sakinlerini tek tek sorguladılar. Bana da sordular haliyle. Ne biliyorsam anlattım memur beylere. "Nasıl duymazsınız?" diye tekrar tekrar sordular. Çoğu kişi yoktu dairesinde. Yaz tatili başladığından kimisi çoluk çocuk memleketine gitmişti, kimi çapkınlık peşinde dışarılarda sürtmeye, kimi de parklara atmıştı kendini. Bizim üst kattaki gevşek Cemil'le karşılaştık akşama doğru kapıda. Elinde siyah poşeti, içinde nevalesi vardı yine. Ben çöp atmaktan geliyordum o da ziftlenmeye, dairesine çıkıyordu. Sallana sallana karşımda dururken apartman sakinlerinin dedikodusunu peltek peltek yumurtlayıverdi uğursuz, göbekli baykuş. Ağzı da leş gibi anason kokuyordu. Her haltı da bilir.

Bilmediği beş vakit namaz. Ne diyordum. Hah, cinayet saatinde sızmadıysa kesin duymuştur. İçene, gezene lafım yok. Yanlış anlaşılmasın. Beni ilgilendirmez tabii. Ben kendi halinde bir vatandaşım. Mahalle baskısı diye bir şey mi kaldı hem. Sokakta her milletten insan var. Güngören'de elini sallasan yerlisinden çok yabancıya çarpar.

Ondan dedim yani. Karışmam, neme gerek. Benim derdim bana yeter zaten. Geceleri uyuyamıyorum diye içtiğim antidepresanı önce ikiye, sonra üçe, dün gece de dörde çıkarmıştım. Doktora demedim. Desem fırçalar belki, belki sitem eder, neme gerek. Ha! Ne diyordum?

Akşam dizimi izliyordum. Öyle dikkatimi çeken bir ses duymadım. İşte kızla oğlan atışıyorlardı. Dizide yani. O ona bağırıyordu, öteki ona. Kız güçlü karakter, kendini ezdirmiyor pek. Ama sürekli bağırıyor. Tam dişi kurt. Fahriye yerine o ulusa, olurmuş. Adı neydi? Aklıma da gelmez ki? Haplar beni iyice mal gibi yaptı. Orayı geçeyim değil mi? İşte ne ara içim geçmiş, anlamadım. Reklama girmemişti en son. Sabah bağrış çığrışa uyandım.

Duysam polisi aramaz mıydım hiç. Annesi kendi halinde tonton bir kadıncağızdı. Rahmetli eşinin aylığıyla geçinirdi ana-oğul. Pazarda gördüm birkaç kez. "Metin Abi nasıl Makbule Teyze?" diye sorduğumda pek dertliydi kadıncağız. Oğlum iş bulamadı. Şimdi sabahtan akşama evde. Perdeleri kapatıyor, gizli gizli pencereden dışarıyı gözetliyor. Tedirgin. Doğru dürüst uyku da uyuyamıyor. Duvardaki gölgesinden korkuyor. "Neyin var oğlum?" diye soruyorum gözlerini dikip bana bakıyor. "Çok üzülüyorum, çok. Doktora gidelim" deyince "Gitmem doktora, beni hücreye kapatıp zehirleyeceksiniz" diye eşyaları üstüme fırlatıyor demişti rahmetli.

İfade için tekrar uğradım karakola. Kafamın içinde yüzen bir simit, beyin sıvısında on yüz bin milyon baloncuk patlıyor. Öyle bir haldeyim. Oradan çıkıp bizim mahalledeki gazete bayisine uğradım. Ne yazmışlar diye merak ettim.

"İstanbul'da dün gece saatlerinde gerçekleştiği belirlenen olayda akli dengesinin bozuk olduğu iddia edilen 44 yaşındaki M. K  83 yaşındaki annesi M. K'yi satırla doğrayarak katletti. Bütün gece cesedin başında beklediği anlaşılan cinayet zanlısı emniyet güçlerine direnmedi.Olay, sabah saatlerinde yaşlı kadının akrabalarının aramaları sonucunda kendisine ulaşamayınca polise yapılan ihbarla ortaya çıktı."

Hele cenaze, ekipler tarafından kaldırılırken yakınlarının o ağlayışları, feryatları gözümün önünden gitmiyor, uykularım kaçıyor. 
"Zavallı Makbule! Ne kocadan güldü yüzün ne oğlundan." diye dövünüyordu rahmetliye tıpatıp benzeyen yaşlı bir kadın. "Kardeşimi döve döve bezdirdin. Oğlunu da "seni gölgeye veririm, umacılar götürür" diye diye bodruma kitleyip delirttin. Sen de ateşler içinde kıvran mezarında enişte!"

Günler sonra uykuya dalar gibi olduğum ecinni vakitlerde içimi bir ürperme kaplıyor, duvarlardan sanki bir gölge geçiyor, hafifçe kamburu çıkmış ve biraz da zayıfça. Makbule Teyze'yi andırıyor, yahut bana öyle geliyor. Üşüyorum, tir tir titriyorum yaz günü. Sonra sıcak basıyor, camı açıyorum. Sokak lambasının altında siyah ve kül rengi kediler mırlaşıyor. Gölgeleri düşüyor kaldırım taşlarına. Atlamak geçiyor aklımdan camdan aşağıya. Sonra korkup kapatıyorum pencereyi. Maazallah!

Dizlerimin bağı çözülmüş sanki. Çöküp kalıyorum haki yeşili koltuğuma. Duvarlar üstüme üstüme yürüyor sanki. Ümüğüm sıkılıyor gibi. Ayyaş Cemil'in naraları üşüşüyor kulaklarıma gece gece üst kattan. "Kafa çekmek istersen yedi yirmidört söylemen yeter koçum!" dedi bir de gündüzden beni görünce teres. "Gölge etme başka ihsan istemez" diyemedim o anda yüzüne. "Olur" deyip çıktım daireme. Huzur ne gezer! Afakanlar çörekleniyor üstüme üstüme evin her yerinden. Geceymiş gündüzmüş fark etmiyor. Ev ev değil âdeta kabristan. Yarın yeni bir ev bakmalı tez elden. An meselesi yoksa burada kafayı sıyırmam.

Truva Edebiyat Dergisi

Advert
Neler Söylendi?
DİĞER HABERLER
Can Suyu / Nevin Bahtışen

Can Suyu / Nevin Bahtışen

18-09-2026 - ÖYKÜ

Maviş ile Mahmut / Mutlu Akçay  

Maviş ile Mahmut / Mutlu Akçay  

15-09-2026 - ÖYKÜ