GİTTİĞİN YOLU BİLMEK GEREK
Hayat yolu her zaman düz değildir. İnişi çıkışı, dağı tepesi vardır. Zirveye tırmanmak zordur fakat zirvede kalmak ondan daha zordur. Şiddetli bir rüzgâr alıp atar bazen insanı, yuvarlanır takla takla…
Çeşmeden suyumuzun akması her zaman akacağı anlamına gelmez. Nereden nasıl geldiğini bilmezsek su kesildiğinde çeşmenin neden kuruduğunu anlayamayız.
Topraklarımız da öyle…
Ormanlarımız, denizlerimiz de…
Soluduğumuz havanın temiz mi kirli mi olduğunu düşünmeden hissetmeden ciğerlerimize doldurursak temiz olduğunda neden temiz, kirlendiğinde "Kim neden kirletiyor?" diye sormaz, araştırmazsak gün gelir soluksuz kalırız.
Hayattan bihaber yaşamak iyi değildir.
O zaman hayat da bizden bihaber olur.
Yokmuşuz gibi davranır. Önemsemez, bağırdığımızda sesimizi duymaz, “Ben ağlarken neredeydin?” der.
“Görmen gerekeni görmedin, duyman gerekeni duymadın, konuşman gerektiğinde konuşmayıp sustun. Aklın başına şimdi mi geldi?” der.
Sağlık varken hayat güzel. Para, mal mülk çokken yaşam keyif verici. Güzel günlerde dost istemediğin kadar.
Sen bir de yaşlan da gör. Parasız pulsuz kal da gör hayatı!
Akraba bildiğin adını bile unutur.
Dostum dediğin köşe bucak kaçar.
“Nerede sevdiklerim, hani sevenler?..” diyor ya bir türküde.
Türkülerde şarkılarda kalır aşklar, sevdalar.
Dedim ya hayatta hep düz yolda yürünmez. Yokuşunu bilmek, inişini düşünmek gerek.
Sen giderken gelenleri görmek, onlardan ders almak gerek.
***



















