ERDEMiN UMUDU iLE
Saat akşamın dokuzunu geride bırakırken yine depreşti duygularım.
Nasıl depreşmez ki? Yerle bir olan Gazze’nin molozları arasından, direnişçilerin esir olarak tuttuğu emanet dört İsrailli bayan, gayet bakımlı ve neşeli bir şekilde Kassam Tugayları’na teşekkürler ederek, selam göndererek ailelerine kavuştular.
Tüm geçen 15 aylık zaman içerisinde, üzerlerine yağan bombalar ve alevler içerisinde kendi canlarını hiçe sayarak esir olarak aldıkları ama bir emanet olarak koruyup kolladıkları İsrail vatandaşlarını güvenli bir şekilde teslim ettiler.
Dünyaya ve kalbinde zerre kadar merhameti olan tüm insanlara insanlık dersi veren Hamas’ın özgürlük savaşçılarının cesaretlerinin yanında, yüce erdemlerinin beni düşünce âlemimin içinde geçmişin, zamanımızın ve geleceğin davranış biçimlerine yönelik tefekkür etmeme, muhayyilemi zorladı.
O muhteşem savaşçıları ve onların arkasında acılara katlanarak dimdik duran fazilet, metanet ve sabır abidesi olan Gazze halkını, o güzel insanları o şekle sokan inancın, imanın daha doğrusu İslam anlayışının nasıl olması gerektiğini tekrar tekrar düşünmeye sevk etti.
Yine tüm dünyada, Gazze yakılıp yakılırken çocukların kadınların hasılı orada, ateş altında kalan herkesin kurtarılması için on binler yüz binler ve milyonlara varan kalabalıklarla insanlık adına toplanıp yürüyüşler yapan, gözyaşları döken hatta kendilerini yakan o, merhamet ve vicdan sahibi gayri müslimlerin çırpınışlarını nasıl düşünüp tefekkür edemem ki!
O insanlar ki , dünyalık hiç bir beklentileri hiçbir çıkarları yokken yağan yağmura kara rağmen toplanıp, erdemli olmanın ne anlama geldiğini, uyuyan, umursamaz davranan Müslüman ülkelerin halklarına gösterirken beni, düşünmemden hangi duygular geri bırakır ki?
Yine ben, nasıl olur da onların göz yaşları sel olurken, nasıl olur da duygulanıp gözümden yaş akıtmadan hissiz bir robot gibi durabilirim ki?
Hasılı bugün, akşamın bu saatinde, bir yerde acıya huzursuzluğa rağmen, diğer tarafta da umudun her daim var olmasının gerekliliğine inanarak yine, bugünün tarihine bir not düşerek ola ki, okunur diye duygularımı yazıya döktüm.
Ne mutlu insan ola bilene, ne mutlu insan kala bilene, ne mutlu güzel duygularla umutla yarınlara bakanlara.



















