DİLDEN SOR BENİ
Buralardan bir gün çekip gidersem
Goncayken açmayan gülden sor beni
Lâl olsun dillerim sözün edersem
Kelime bulmayan dilden sor beni
Sebepsiz üstüme yıkıldı dağlar
Kurudu sayende o güzel bağlar
Gözlerim dursa da içim kan ağlar
Yolunu bulmayan selden sor beni
Bir sevdaya düştüm nasıl bilmeden
Kurumadı gözüm yaşım silmeden
Gelip geçti ömür vade dolmadan
Sonu olmayan bir yoldan sor beni
Pişman olup dönmem gittiğim yoldan
Huzur gelmez sana girdiğin koldan
Bir fayda bekleme kurumuş daldan
Yüreği yanan bir kuldan sor beni
Savurdun yanarken köz ile külüm
Konuşmaz susturdun lâl ettin dilim
Tutmuyor kökünden kırdığın kolum
Mecnunun yandığı çölden sor beni
Yuvasın yitirmiş garip bir kuştan
Zemheri bitip de çıkınca kıştan
Kırılıp atılan o kara taştan
Bir şeyi tutmayan koldan sor beni
Ahmet'im arama bulunmaz dengin
Onlar yüksek olsun sen ol ki engin
Renklere düşmesin o güzel rengin
Arının yaptığı baldan sor beni
Editör: Suna Türkmen Güngör



















