DAHA HIZLI ŞİMDİ DAHA YAVAŞ
Bu akşam anılarda dolanıp durmak nereden çıkmıştı şimdi? Akşam yemeğinden sonra keyif yapmak için kendine bir kahve hazırlamış, yanına da birkaç parça çikolata koymuştu Evren. Bütün gün akşam kitap okuma planı yapmıştı.
Keyif kısmını hazırladıktan sonra küçük çaplı kitaplığına gitti. Birkaç aydır başlayıp yarım bıraktığı kitapları yan yana sıralamıştı. Hangisine devam edeceğine karar verirken, bir o kitaba bir bu kitaba bakayım derken, araya koyduğu fotoğraf albümü koluna takılıp yere düştü.
Evren sakarlığına hayıflanarak yere eğildi. Albüm yere düşünce bir sayfa açık kalmıştı. Gözüne ilk takılan fotoğrafın daha dört-beş yaşlarında, kreşte etkinlik yaparken çekilen fotoğraf olduğunu fark etti. Renkler ne kadar canlı ve çeşitliydi.
“O zamandan resim sanatıyla ve renklerin ahengiyle mutlu olacağım belliymiş” diye düşündü.
Yüzünde kocaman bir gülümseme vardı.
Salıncağın renkli iplerine ellerini dolamış; “daha hızlı, daha hızlı!” diye bağırdığını hatırlıyordu.
Çocukken her şey daha hızlı olsun isterdik. Hızlı sallanmak, hızlı koşmak, hızlı büyümek...
Evren şimdi düşünüyordu da her şey hızını kaybetmişti. Yaptığı her şeyi daha yavaş yapmak istiyordu. Yavaş sallanmak -ki başı dönmesin; yavaş koşmak -ki yorulmasın; yavaş yaş almak -ki hayatın tadını daha güzel çıkarsın…
Mutlu ve aktif bir çocukluk geçirmişti. Birazcık da yaramaz sayılırdı. Gülmeyi, koşmayı, oynamayı severdi. Şimdi de gülmeyi seviyordu. Elinde fotoğraf albümü ile kitaplığın önünde yüzünde kocaman gülümseme ile uzun bir süre sayfalar ve fotoğraflar arasında dolandı. Bir süre sonra fark etti ki kahve soğumuş; çikolatalar yumuşamış; okunacak kitap daha seçilmemişti.
Fotoğraf albümünü düzgünce kapatıp yerine yerleştirdi. Bir müddet eli albümün dış yüzünde dolandı.
“Şükretmeyi bilmek lazım.” diye düşündü. Çok şükür acı ve tatlısıyla güzel bir çocukluk, ergenlik, gençlik ve orta yaşlılık geçirmiş ve geçirmekteydi. Buna sahip olamayanlar vardı.
“Hayat bir hediye bize… Her günün kıymetini bilmek lazım çok şükür ve binlerce şükür olsun.” diye iç geçirdi Evren, hiç düşünmeden elini uzatıp bir kitabı kitaplıktan alarak…



















