ÇÜRÜYEN ZAMAN ve YİTİK DEĞERLER
Bir zamanlar lacivert akan iyilik gölleri vardı.
Gel zaman git zaman gölün rengi sarıya dönmeye başladı.
Bölgeden bölgeye değişen bir rengi var mıydı?
Kim bilir, araştırması kazı çalışmalarındaki yabancılar tarafından yapılabilirdi belki...
Ağacın köklerini seven kurtların zevk dansları, bir uçtan bir uca yankılanıyordu..
Şöyle bakıldığı zaman toplumsal bilinç kavramı kalmış mıydı artık, kaldıysa milattan önceki dönemin üç binine denk gelen dönem miydi?
Basit günlük rutin içinde kıvranan ancak duvarların içinden geçen mutlu görünen maskelere sarılan kimlerdi?
Evrenin malzemesini kavramayan insancıklar ne kadar da sempatiksiniz, uç noktada yaşayanların bilincini anlayamaz yaşayamaz üretemezsiniz diyordu mavi gözlü dev..
İyiliğin özünden uzaksınız, aç kalan yüreklerinizin kefaretini demet demet gül vererek karşılayamazsınız diyeli bin yıl olmuş olabilir miydi?
Teknolojinin damarlarından geçiliyordu, işte dediğin andı artık ama çürüyen de, yozlaşan da, anahtarı kırılıp verilen kilidin yüreğe uymamasıydı.
Çünkü, insanlık öldü günün sonunda...




















Gülcan
Değerli üstadım yorumunuza çok teşekkür ederim 1 yıl önceSuat
Yılın ilk günü için yazarın gezgin kalbi hayli doluymuş diyorum. Bana kalsa kalemime fısıldar şunu söylerdim boşverelim hayat yükünü bizden alsın biz seninle sevmeyi konuşalım lacivert ve sarı gokkusaginda yaşasınlar 1 yıl önce