BİR KİTAP: İSTASYON / ÇİĞDEM KÖROĞLU
Eserin içeriğine girmeden önce eserin kapağındaki görsel sizleri yanıltmasın. Kitabı okumaya başlamadan önce, üzerindeki tren rayları ve eserin isminin İstasyon olması beni farklı farklı düşüncelere yöneltmişti. Tren istasyonunda başlayan hayatlar ve kaybedilen umutlar üzerinde yoğunlaşan bir eser olarak tahmin etmiştim. Okuyunca benzin istasyonun olduğunu görmek farklı oldu!
Bu ilk izlenimden sonra kitabın içeriğine bir göz atalım...
Aslı'nın, eşi Mert'i kaybetmesiyle başlar. Aslı'nın evliliği boyunca dört duvar arasında hayatını geçirmeye mecbur olması ve eşinin ölümünden sonra ayakta kalmak için çalışması...
Başvurduğu bir çok yerden olumsuz cevap aldıktan sonra Çınar Bey'in işletmiş olduğu bir benzin istasyonunda iş bulur, çalışmaya başlar.
Her ne kadar eserde baş kahraman Aslı olsa bile hikâyede bir çok insanın hayatı da bu döngüde yer alır.
Metin, Barış, Aden, Ogün , Nesrin eserde yer verilen hayat hikayelerinden birkaçı...
Çocuklukta yaşadığı travmayı atlatamayan Metin'in topluma zararlı rolünden tutun da, Mert'in psikolojik sorunları ve kişilik yapısındaki bozukluklar nedeniyle takıntılı bir yapıya sahip olmasına, bir aşk uğruna hayatını tamamen değiştiren Barış'tan, daha iyi bir hayat yaşamak için köyünü ve çocuklarını bırakıp büyük şehire gelen Nesrin'e, Aslı'nın bir mezarlık ziyaretinde tanıştığı Ogün'ün toplum nezdinde dışlanan hayatından, Aden'in gölge vazifesi görerek Aslı'yı korumaya çalışmasına kadar pek çok hikaye barındıran bir eser...
Eserde en hassas hikayelerden biri de bir çocuğun karabasan olarak dile getirdiği meselenin, gerçekte karabasan diye bir şeyin olmadığını öğrenmesi üzerine evi ateşe vererek herkesin ölümüne yol açması...
Hayaton içinden hayatları kaleme alarak gerçek hayatta var olan ama toplumun görmek istemediği hayatlara değinen bir eser...
Yazarın kitabın başında ifade etmiş olduğu: "İnsanların hayatlarını yargılamak için değil, yargılamadan düşünmeye sevk etmesi için" okunması gereken bir kitap.
Kitapla kalın...



















