Advert

Bir kitap: İstanbul Seyahatnamesi / Fatih Ünal - Mesut Karakulak - Murat Özkan

Yazan: Hakan Cucunel -BİR KİTAP: İSTANBUL SEYAHATNAMESİ / FATİH ÜNAL- MESUT KARAKULAK - MURAT ÖZKAN

KİTAP ANALİZİ - 22-10-2024 15:21 793 kez okundu.

Bir kitap: İstanbul Seyahatnamesi / Fatih Ünal - Mesut Karakulak - Murat Özkan
Advert

İSTANBUL SEYAHATNAMESİ / FATİH ÜNAL -MESUT KARAKULAK - MURAT ÖZKAN

Osmanlı Devletininin özellikle 1800’lü yıllarını daha çok Avrupalı gezginlerin notlarından okuruz. Ancak dönem Osmanlısını, daha doğrusu İstanbul’unu Ruslar kadar merak eden yok gibidir. Ruslar, Petro ile kendi modernleşme çalışmalarında ciddi yol alırlar. Fransızca bilen, iyi düzeyde lise ve üniversite eğitimi alan Rus seçkinleri Avrupa’yı tanımaya çalışmıştır. Paris, o dönemde de ilgi gören bir şehirdir. Ancak Ruslar, Atina’ya daha fazla ilgi duyarlar.

Rusların Petro sonrası iyi eğitimli aydınlarının dikkat çeken en önemli özelliklerinden biri de vatansever olmalarıdır. Ülkelerinin çıkarlarını korumaya dikkat ederler. Yabancı hayranlıkları olsa da Rus kültürünü terk etmemişlerdir. 

Ruslar için Atina ve İstanbul çok önemlidir.  Grek kültürü hayranlığı çoğunda gözlenir. Onlara göre Grekler büyük bir medeniyetin temsilcileridir. En önemlisi ise Ruslar Bizans tarafından Hristiyan yapılmışlardır. Bizans hayranlıkları buradan gelmektedir. Hatta çoğu Rus, Petro sonrası modern Rusya’nın 3. Bizans olacağına inanır. Bunun için de mutlaka İstanbul’un Türklerden geri alınacağına inanırlar. Kendilerini Bizans’ın doğal mirasçısı sayarlar. 

Bu nedenle Yunanlılar korunmalı ve güçlendirilmelidir. Bizans, yeniden kurulmalı ve dünyaya hakim olmalıdır. İstanbul Seyahatnamesi adlı kaynakta Rusya’dan İstanbul’a gelen yedi gezginin notları bulunmaktadır. Bu kişiler arasında bir sıradan eğitimli Rus, eski askerler, bir ressam ve din adamı vardır. Osmanlı ve Rus Devleti arasındaki ilişkinin sürekli inişli çıkışlı olması, Rus resmi eğitim sisteminin biçimlendirmesi nedeniyle gezginlerin hepsi az ya da çok önyargılı davranırlar.

Hepsinde de ortak bazı iddia ve inanışlar vardır. Bunlardan en önemlisi Ayasofya konusudur. Bu ibadet yeri mutlaka yeniden kiliseye dönüştürülmelidir. Elbette İstanbul, bir Rus kenti olduktan sonra. Gezginler, İstanbul’un çok yakında Rus şehri olacağına içtenlikle inanırlar. Bu inançlarında İstanbul gözlemlerinin etkisi büyüktür.

Kitapta notları bulunan gezginlerin hepsi iyi eğitim almış, Rusya’nın büyük şehirlerinden doğmuş ve yaşamışlar ve çoğu da Avrupa’nın çeşitli başkentlerini gördükten sonra İstanbul’a gelmişlerdir. Bu dönemlerde şehircilik ve belediyecilik konularında fikirleri ve görgüleri vardır. 

Bu gezginlerin ortak gözlemleri kısaca şöyledir. İstanbul, boğazdan bakıldığında bir masal kenti kadar güzeldir. Ruslar, Binbir Gece Masalları’nı bilmektedirler. İstanbul’u bu masal şehirlerine benzetirler. Ancak karaya çıkıp da İstanbul sokaklarını gezmeye başladıklarında bakışları değişir. Şehir tam bir karşıtlıklar mekânıdır. İhtişam ve sefalet iç içedir.

İstanbul’da ne şehircilik ne de belediyecilik vardır. Sokaklar dardır ve pislik içindedir. Evlerde ve hatta dükkanlarda bile kapı numaraları yoktur. Kapı numaraları yerine her dükkanın kullandığı çeşitli resimler ve semboller vardır. Bir kişi diğerine bir dükkan tarif ederken “kapısında süpürge resmi olan dükkanın karşısı” diye tarif etmektedir. 

Her köşebaşında çöp ve gübre yığınları vardır. Her mahallede yangın sonrası kalmış moloz yığınları vardır. Eski yangın yerleri serserilerin barındığı mekânlara dönüşmüştür. Anadolu yakası Türklerin bölgesidir. Türkler, umutsuz, gayretsiz ve bitiktir. Hiç birinin geleceğe dair bir çabası görülmez. Kötü giyimlidirler. Sürekli tütün içmekte olan Türklerin hiç bir hayali ve gayreti yoktur. Ayrıca hem Ruslar hem de diğer gezginler İstanbul’da her sene bir veba salgının yaşandığını ve Türklerin veba konusunda kaderci olduklarını ve doğru dürüst önlem almadıklarını yazarlar.

Avrupa yakasında Rum, Ermeni ve her milletten insan vardır. Ancak bu yaka hakkında da olumlu gözlemleri pek azdır. Bütün İstanbul’da koloniler halinde sokak köpeklerinden istisnasız bütün gezginler söz ederler. Bu durumu ilkellik olarak görürler haklı olarak. Geceleri sokak köpeği sürüleri birbirleriyle savaşırlar ve bunların sesinden uyumak mümkün olmaz, diye belirtirler.

Rus gezginler 2. Mahmut ile başlayan modernleşme çalışmalarına da büyük ilgi duyarlar. Kurulan yeni orduyu gözlemleme imkanı bulurlar ve bu konuda da hayal kırıklığı yaşarlar. Askerlerin çoğu çocuk yaştadır. Subaylar dahil eğitimsizdir. Giyimleri kötü, hareketleri düzensizdir. Onlar da umutsuzdur. Zaten 2. Mahmut’un ordusu Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın ordusuna yenilmiştir. 

Bu nedenle bütün gezginler, Osmanlı Devleti’nin kaçınılmaz olarak yıkılacağına hükmeder ve buna inanırlar. Çok yakın zamanda Ayasofya’da çanların yeniden çalınacağını yazarlar. Türklerin İstanbul’da geçici olduklarını düşünürler.

Elbette gözlemlerini yazan Ruslar, taraflıdırlar. Çoğu, Türk tarihini yok saymaktadır. Ancak yine de kendi modernleşme çabaları ile Osmanlı çabalarını karşılaştırmaları önemlidir.  Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasından sonra siyasetten silinen Bektaşiliğin yerine Mevlevilik ve Nakşibendilik geçmiştir. Askeri okullarda verilen eğitim, yetersiz ve ağırlıklı olarak nakli bir eğitimdir. Kurulan yeni askeri sistem savaş alanlarında başarısızdır. Kendi valisi olan Kavalalı’ya yenilen Osmanlı, uluslararası saygınlığını kaybetmiştir.

Kısaca Osmanlı Devleti’nin bir çöküş içerisinde olduğu ve bu çöküşün engellenemez olduğu hem Türkler hem de yabancılar tarafından anlaşılmıştır. Yapılan çalışmalar yetersiz kalmıştır.

Advert
Neler Söylendi?
DİĞER HABERLER
Bir Kitap: Cümbezin Kızı - Ülkü Demiray / Deniz Cavandır

Bir Kitap: Cümbezin Kızı - Ülkü Demiray / Deniz Cavandır

11-05-2026 - KİTAP ANALİZİ

Bir Kitap: Trafik Dedektifi Baco - Akın Karabağ - Bahadır Karabağ / Salih Koç

Bir Kitap: Trafik Dedektifi Baco - Akın Karabağ - Bahadır Karabağ / Salih Koç

11-05-2026 - KİTAP ANALİZİ