BİR GÜLÜŞÜN KODLARI
Ben güftesini yazarım neft dökülü parşömenlere
Gözü çıkası baş kaldırmaların;
Sırtını ovarsın sen tuallerde ,
Buruklaşan hallere düşe kalka isyanların.
Masanın örtüsüne sızmış da sızmış,
Bir deste solfej sarılı makara,
Bestesini bırakalım varsın olsun,
Karşılıklı anlaşarak
Gökteki asi turnalara.
Şimdiki zamanlarda ben
Arlı, ağır duruşumla
Kelimelerin ve dahi tümcelerin en hazin oluğundan
Hayatın acısına meyletmişsem eğer,
Kendimi şair sandığımdan..
Sen mutlulukla haşır neşir olsan ya
Beni de memnun etsen ,
Sıyrılıp mumların eriyiğinden.
Kusura uğramayan çizgiler çekerek iki nar ağacı arasına
İnsanlığın muhtaç olduğu bir mana bulsam,
Her tayfuna rest çeken mutluluğundan.
Biliyor istakozlar bile biliyor
Senin nefis hayalini.
Biliyor solungaçlar bile biliyor;
Bir an evvel çıkarmak gerektiğini,
O evrenlere sığmayan umudunu,
O bedbaht nefessizlik deltasından.
Sevmedim oldu olasıya "uzak" sözcüğünü,
Başına "t"eklersin; haince,
Ak düşürür saçlara; haince
Hecelenişi bile haince ,
Sen de sevme bence!
İnadına dökülsün dudağının kıvrımından yakınlık,
Zarif ve ince,
Gül çözülsün yeniden katmer katmer
Gülüşünün kodlarından.



















