BİR DELİNİN ARKA BAHÇESİ
Takvim yaprakları arasına gizlenmiş
Binlerce gülümsemeyle sarmaş dolaşken
Boşa geçen bir ömür aldatmacasına
hiç inanmadım.
Her sayfanın kendi gizemiyle
unutulmamak üzere kazınmış hecelerde
Mutluluktan ağladığım,
Sahte yenilgilerle üzüldüğüm,
Baş belası törelere esir düşmüşlüğüm çoktur.
Çocukların,
Adam olacak beklentisi
Demokles’in kılıcı gibi tepemde asılıyken
Gönül koydum.
Büyüdüm inceden inceye
sokak aralarında ki tezgahlarda.
İbrişimler desenledi gökkuşağından
çalınma renklerle tenimi.
Naftalin kokulu mendilde,
Yardan emanet kurutulmuş gül
Okul sıralarında unutulmuş abaküs,
Ve dahi
Sofraya sonradan konulan tuz oldum .
Kırkı çıkmamış bebenin beşiğinde turladım
anasının gözleri kuruyken.
Deli gömleğinin gelişi güzel giydirildiği
günleri ise hiç saymadım.
Kaç isim koymuşlardı bana.
Kaç farklı dille çağırılmıştım
ezberimde yok.
Herkesin kendi notunu düştüğü,
Bir başkasını okumama acziyetiyle
yırtıp attığı sayılı gün yapraklarını
Toparlama çabasıyla yoruldum.
Yıprandım.
Somurtmadım.
Tüm yaprakları kurtardım mı bilinmez.
Kendimi kurtardım mı?
Yeni bir deli gömleği dikiliyormuş
yaşlı bedenime..
Kabulümdür.
Yakıp atsanız da
Tüm sayfalar ezberimde.



















