Advert

Babalık İçgüdüsü / Suna Türkmen Güngör

Suna Türkmen Güngör -BABALIK İÇGÜDÜSÜ 

ÖYKÜ - 19-01-2025 19:55 764 kez okundu.

Babalık İçgüdüsü / Suna Türkmen Güngör
Advert

BABALIK İÇGÜDÜSÜ

Zeynep o gün oldukça; tedirgin, düşünceli, biraz da gergindi. Kendini işine vermeye çalışıyor ama bir türlü konsantre olamıyordu. Zihninde sürekli gece Alp'ten gelen sesli mesaj...

"Zeynep aksam on dokuz da seni ofisin önünden, her zamanki yerden alacağım."

Alp'ten gece vakti gelen bu mesajı dinledikten sonra bir türlü anlam veremiyordu. Bir şey mi olmuştu, sesi çok soğuktu? Her mesajında aşkım diyen adam, Zeynep diye söze başlamış, soğuk bir sesle konuşmuştu. Başka da bir şey söylememiş, o mesajdan sonra telefonunu da kapatmıştı. Bu saate kadar  hâla açmamıştı. Yazdığı onca mesajları hâla görmemiş, aradığında da telefonuna ulaşılamıyordu. Bu belirsizlik onu çılgına çeviriyordu.

Geceden beri kabusla, kurgularla geçen saatlerin ardından nihayet akşam olmuştu. Kalbi yerinden sökülmüş bir canlı cenaze gibi  saate baktı, bilgisayarını kapattı, masasını toparladı, çantasını alıp çıkarken; ofis arkadaşlarının "İyi akşamlar" sözlerini bile duymadı. Kimseye birşey demeden zihninde oluşan merak ve olumsuz düşüncelerle  kavga ederek çıktı ofisten.

Zeynep Maltepe'de bir plazanın 20. katında, büyük bir muhasebe bürosunda çalışıyordu.

Asansörle inerken, kendi kendine, "acaba babamın söylediklerine mi bozuldu ki ama biz o konuyu konuşmuştuk. Kim ne derse desin, seni seviyorum, seninle olmama hiçbir şey engel değil demiştim" diye söylendi.

***

Zeynep ile Alp iki yıldır birliktelerdi. Geçen yıl ailesiyle tanıştırmış ama ailesi bir türlü onu sevememişti. Babası vazgeçirmek için her yolu denese de Zeynep kesinlikle karşı çıkıyor, gün geçtikçe de ailesiyle araları bu sebeple açılıyordu.

Her hafta sonu tatilini ailesinin yanında, Yalova'da geçirirken artık daha uzun aralıklarla gitmeye başlamıştı. Çünkü her gittiğinde babası, "Kızım bu adamda garip bir şeyler var, bu adam göründüğü gibi biri değil. Çözemediğim, anlayamadığım bir gizemi var. Bu çocuğun bizlere gösterdiği hayatı yaşadığına inanmıyorum. Garip ve gizemli biri, dürüst olduğuna da inanmıyorum, gel vaz geç. Sen benim biricik kızımsın, seni üzerse dayanamam yaşayamam" diyordu.

Bu sözler Zeynep'i sinirlendiriyor, babasının hislerini, "babalık içgüdüsü, beni kimseyle paylaşmak istemediği için böyle düşünüyor" deyip geçiştiriyordu. Daha fazla böylesi konuşmalarını dinlememek için de ailesi ile arasına mesafe koymuştu. Oysa onlara ne kadar düşkündü. Özellikle babasının sesini duymadan uyuyamazdı.

Babasının bu tavırlarına anlam veremiyordu. Alp'i zamanla tanıdıkça ve kendisinin de nasıl sevdiğini anlayınca, bu tavırlarını değiştirir diye düşünüyordu. Aklınca babasını hizaya getirecekti.

Geçen gün babası aramış, hafta sonu için Alp'i de davet etmişti. Zeynep artık babasının fikrinin değiştiğini düşünmüştü. Sevinç içerisinde çok sevdiği, uğruna canını bile verebileceği tek aşkı Alp' i arayarak ailesinin onu davet ettiğini söylemişti. İki sevgili sevinç ve mutluluk içerisinde Yalova'nın yolunu tutmuşlardı. Ancak gittiklerinde umdukları gibi sevgiyle karşılanmamıştı Alp. Babası sürekli soru yağmuruna tutmuş, açık açık onda kendisine güven vermeyen birşeylerin olduğunu söylemişti. "Kızımı üzeceğinden korkuyorum, kızıma ve bize dürüst ve samimi olmadığını, senin karanlık bir tarafının olduğunu hissediyorum" demişti.

Babası Erdem Bey uzun yıllar Emniyet Müdürlüğü yapmış, mesleği gereği tam bir insan sarrafı olmuştu. En son İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden emekli olmuş, öğretmen emeklisi olan eşi Hümeyra Hanım ile birlikte Yalova'ya yerleşmişlerdi.

Zeynep'ten habersiz görev başındaki arkadaşlarını arıyor, Alp'i sorup soruşturuyordu.

Sürekli eşi Hümeyra Hanım’a; “Ben yanılmam, ömrüm bunun gibileri yola getirmeye çalışmakla geçti. Ben bu çocuğun kim olduğunu, ne mal olduğunu ortaya çıkaracağım. Kızımın aklını çelmesine daha fazla izin vermeyeceğim. Bu adam tam bir serseri. Parayla, son model arabaya binmekle, markalı kıyafetler giymekle, lüks mekanlara takılmakla adam olunmuyor. Var bunun altında bir pisliği, bir bit yeniği. And olsun kızımı ona yem etmeyeceğim" diyordu.

Alp'in bilardo salonu vardı. Uzun boylu, esmer, yeşil gözlü, son derece şık giyinen, lüks mekanlara takılan, mankenlere taş çıkartacak derecede yakışıklı biriydi. Yüz hatları oldukça sert ve dişlerini sıkması nedeniyle, kulağının altından çenesine doğru kaslarının hareket etmesinin ardında, kendisine; oldukça sakin, anlayışlı, hoşgörülü, kibar, romantik bir tavır sergiliyordu. Bu duruşuna, hayat standartlarına ve yakışıklılığına hayran olmayacak, kendisine aşık ettiremeyeceği bir genç kız olamazdı.

***

Zeynep zemin kata geldiğinde o kadar dalgındı ki asansör görevlisinin uyarısı üzerine kendine geldi ve hemen çıktı asansörden. Alp'in kendisini her zaman aldığı yere doğru; panik, telaş, heyecan, sorgular ve kafasındaki kurgularla allakbullak bir vaziyette yürümeye başladı. Kavşağa gelip trafik ışıklarının önünde durdu.

Alp gelmemişti henüz. Gerçi akşamın bu saatinde İstanbul trafiğinde zaten zamanında bir yere yetişmek mümkün değildi. Beklemeye başladı. Bir müddet bekledikten sonra aramaya karar verdi, "Belki de gelmeyecekti" diye düşündü. Telefonu eline aldığında geceden beri yirmi yedi kez onu aramış olduğunu gördü. Tekrar aradı, ancak hâla kapalıydı telefonu. Yine de oradan ayrılmadı, "Belki telefonuna bir şey olmuştur" diye düşündü.

Bir saate yaklaşmıştı geleli ama Alp ortalarda yoktu hâla. "Hayır hayır kesin başına bir şey geldi" diye panikle bir taksi çevirdi ve Alp'in evine gitmeye karar verdi.

Eve geldiğinde bir de ne görsün, kapısına emniyet şeritleri çekilmişti. Şaşkındı, korkmuştu, ne yapacağını bilemez haldeydi. Bu ne anlama geliyordu, başına birşey mi gelmişti? Sonra aklından, "Neden eve geldim ki zaten iş yerinden çıkıp gelirdi almaya" diye geçirdi.

"Hay aptal kafam! Evet kesin bilardo salonundadır" dedi ve kendisine kızarak tekrar taksi bulmak için caddeye indi. Bilardo salonuna geldiğinde de aynı manzarayla karşılaştı. Her yerde emniyet şeritleri çekiliydi. Hemen otopark görevlisine burada neler olduğunu sordu. Görevli "Hanımefendi ben de akşam geldim. Böyle görünce işi devir aldığım arkadaşıma sordum, onun anlattığı kadar biliyorum. Ne olmuşsa artık, ben görmedim. Dün gece Narkotik’ten polisler gelmişler ve herkesi toplayıp götürmüşler"

Bunları duyunca kulaklarına inanamadı. Hemen telefona sarılıp babasını aramak istedi.

Eline telefonu alınca tereddüt etti. Babası Alp için kılını kıpırdatmazdı, "Ne hali varsa görsün" diyeceğinden o kadar emindi ki... Aramaktan vaz geçti.

Çaresizlikten nefesinin kesildiğini, kalbinin daraldığını hissetti. Orada öylece çaresiz halde kalakaldı. Bir müddet derin derin nefesler alarak kendini teselli etmeye çalıştı. Yok, olmuyor sakinleşemiyordu. Birçok belirsizlikler vardı. En sonunda, "Hayır, hayır babamı aramalıyım" dedi. Belki de babasının haklı olduğunu düşündü. Yine de inanmak da istemiyordu. Kesin başka birşey vardı. "Biraz sakinleşip öyle konuşmalıyım" diye düşündü.

Eve geldiğinde biraz kendine gelmek, yaşadığı şoku hafifletebilmek için hemen duşa girdi. Uzun süre duşun altında suyu açıp, öylece kaldı. Duştan çıkınca babasını aradı. Onun Alp için hiç birşey yapmayacağını bilse de Zeynep, biliyordu ki biricik kızına dayanamazdı. Gözyaşları içinde babasını arayarak olanları anlattı ve ona ihtiyacı olduğunu, hemen gelmesini istedi. Erdem Bey kızının kendini ağlayarak aramasına dayanamayarak telaş içerisinde Hümeyra Hanım ile birlikte apar topar son vapura yetişebilmek için çıktılar.

Yol boyunca da mesai arkadaşlarına ulaşmaya bilgi almaya çalıştıysa da henüz herhangi bir bilgiye ulaşamadı. Nihayet Zeynep'in evine vardıklarında neredeyse sabah olmak üzereydi. Kızlarının ağlamaktan şişmiş, kızarmış gözlerini, bitkin, perişan halini görünce "Ah kızım ben biliyordum, ben söylemiştim bu adamın  güvenmediğim bir tarafları olduğunu" diye içinden geçirdi ama kızına kıyamazdı, onu bir de kendi sözleriyle üzemezdi.

Hiç birşey söyleyemedi. Kızına sarılıp teselli vermeye çalıştı. "Sakin ol yavrum, sabah olsun herşeyi anlarız, gider bakarız. Aradım bizim çocukları, öğrenip beni arayacaklar sabah. Sen biraz uyu, kendine gel."diyerek bir yandan da şefkatli elleriyle kızının saçlarını okşuyordu. Anne ve babasının huzur dolu yüreklerine sımsıcacık sarılmış, o şefkatli kolların güveniyle uykuya dalmıştı.

Gözlerini açtığında hâla başı babasının dizlerinde ve sabah olmuştu. Hızla fırlayıp kalktı, 'hemen çıkalım, bir an önce gidelim' diyordu. Hümeyra Hanım hiç uyumamış, bu arada kahvaltı hazırlamıştı. Acele ile kahvaltılarını yapıp çıktılar. Maltepe Emniyet Müdürlüğü’ne vardıklarında Zeynep'in neredeyse yüreği ağzına geliyor, nefesi daralıyordu. Arabayı park edip tam inecekken, Erdem Bey’in telefonu çaldı. Gece arayıp araştırmasını istediği Narkotik Şube’den arkadaşıydı arayan. Duyacaklarının kızını etkileyebileceğini düşündüğü için biraz uzaklaşarak konuştu.

Arkadaşını dinlerken kulaklarına inanamadı. O operasyonda alınanlar arasında Alp'in adı geçmiyordu.

Döndü, Zeynep'e bunu söyleyecekken Emniyet Müdürlüğü’nün kapısından çıkan Alp'i gördü. Tamamen şaşkına dönmüştü. O arada Zeynep de Alp'in geldiğini görünce ona doğru koşmaya başladı.

Alp iki geceyi uykusuz geçirmiş, oldukça bitkin, perişan bir haldeydi. Pandemi döneminde işlerinin kötüye gitmesi nedeniyle arkadaşının tavsiyesi üzerine bir iş ortağı almıştı yanına ve birlikte işletmeye başladıkları bilardo salonunun borçlarını aldığı ortağı sayesinde ödemişti. Bir müddet sonra da ortağıyla aynı evi paylaşmaya başlamışlardı.

Zaman içerisinde ortağından şüphelenir olmuş ve belirli bir süre sonra da şüphelerinde yanılmadığını anlamıştı. Ortağı uyuşturucu ticareti yapıyordu. Ona hissettirmeden bir müddet takibe alıp, emin olduktan sonra da ortağı hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Uzun bir süredir de narkotik suçlarla mücadele için Emniyet Müdürlüğü’ne ortağı hakkında bilgiler veriyordu. Son zamanlarda da bu yaşadıkları, operasyon tamamlanıncaya kadar da kimseyle paylaşamaması tamamen sinirlerini alt üst etmişti.

Alp iki gece önce Zeynep'e ilk mesajı attıktan sonra ikinci mesajı atamadan baskın olmuştu. Zeynep' in ne kadar merak içinde kaldığını ne kadar endişelendiğini tahmin ettiği için bir çırpıda olanları anlatıverdi. Zeynep Alp'e sarılarak "Seninle gurur duyuyorum" derken bir yandan da babasına bakıyordu.

Erdem Bey de "Ben de evlat, ben de" derken, gözlerinde kızının çok sevdiği bu insan hakkında yanılmış olmanın mutluluğu vardı.

Advert
Neler Söylendi?
DİĞER HABERLER
Kokusu Kalan Mektup / Nevin Aktekin Gülfırat

Kokusu Kalan Mektup / Nevin Aktekin Gülfırat

12-05-2026 - ÖYKÜ

Yaşlı Kaplumbağanın Doğa Yürüyüşü / Murat İşler

Yaşlı Kaplumbağanın Doğa Yürüyüşü / Murat İşler

12-05-2026 - ÖYKÜ