AMALİYA - CEVAB-I HAK
Ben Amaliya...
Vuslatla başlayan şiirlerin naibi,
Hasretle biten şiirlerin sahibiydim.
Oysa;
Yarım kalmış bir şiirin şairiydi ama bilmiyordu.
Hikâyemiz kısaydı.
Sen bir daha gelmedin,
Ben de bir daha sevmedim.
Bundandır,
Dökmedim yüreğimi
Hiç kimsenin şairine.
Bekleyen bir ömrün ağrısıydı
benimki.
Aşkı yazmaya çalışırken
ayrılığı silmeyi unutmuştun şair.
Şiirler yâraydı,
Kelam dilimde,
Belam teninde,
Şu bahtım saçlarımdan kara,
Kalem sende olsa ne fayda;
Amaliya yazan sayfaları sen yırttıktan sonra.
Nazlıydım ben de bir zamanlar,
Sen geldiğinde çiçek açardım.
Şairler şiir yazardı ama sen farklıydın,
Terennüm yapar gibiydi dizelerin;
Kirpikten ok,
Gözyaşından deniz,
Mısralardan mermi olurdu heceleri.
Velhasıl,
Bilmez misin sensiz geçmez geceleri,
“Amaliya, Kimdi ki?” demişsin,
Sadece gemileri değil, limanları değil, şiirleri de yakmışsın.
Ah şair sen beni hiç ama hiç tanıyamamışsın!
Oysa,
Ben seni her şarkıda hatırlarım.
Bir şiirde,
Her yabancı şehirde,
Bir çiçek bahçesinde hatırlarım.
Sonu olsa bile uçurum,
Ey, şair ben seni nasıl unuturum?
Söylesene be şair!
Aşk kaç şiirdi?
Sevmek kaç gündü?
Beklemek kaç ömür?
Vuslat kaç adım?
Ayrılık kaç dündü?
Hadi söyle, Amaliya kaç şiir ederdi?
Ah şair!
Cevab-ı Hak vakti doğdu,
Cenab-ı Hak şahit oldu.
Kaç lisan bilirsen bil,
Tercüme edemedin ya şu yüreğimi.
Ve ben de yazdım arzuhâlimi,
Bana yakışan gereğini.
***



















