45 KURUŞLUK BİR KATKI
Büyükler harekete geçti. O işin mutlaka başarılması lazımdı ama nasıl? O zaman büyüklerimiz bilirdi her şeyi. Oyun kurmayı oyun öğretmeyi. Onlarla aramızda tamı tamına 4 yaş vardı. Ama hepimiz ilkokul talebeleriydik.
İsterlerse, ihtiyaçları varsa bizi oyuna katarlar yoksa ekarte ederlerdi. Eğer ısrar edersek bir tokat atarak bizi ağlamaya bırakarak çekip giderlerdi, çünkü onlar büyüklerdi. Kim di o büyükler? Halam, emmim ve komşu oğulları...
Bu saydığımız büyüklerin hemen altında orta büyükler vardı. O orta büyükler onlardan ikişer yaş küçük, benden de ikişer yaş büyüktü. Ama ben onlarla aynı sınıftaydım. “Kimdi bu orta büyükler?“ diyecek olursanız, ağabeyim ve halamın çocukları.
Küçükler ise, aralarında ay ve yıl farkı olan yine aynı mahallenin aynı sülalenin çocuklarıydık. Herbirimizin ayrı ayrı lakapları vardı. Kızdığımız ya da atış tığımız zaman en iyi silahımız karşıdakinin lakabıydı...
Günlerden bir gün, büyükler bir futbol topu almaya karar vermişlerdi. Herkes karınca kararınca katkıda bulunacaktı.
O zamanının en meşhur üç büyüklerinin yanında bir de Gençlerbirliği ile Göztepe futbol takımları meşhurdu.
TV hiç yok, radyo bulunan evde çok nadirdi. Ama köyün içinde ve diğer köylerde her yerde her zaman futbol vardı.
Bizim büyükler para toplamaya başladı. Lakin, para toplamak kolay bir iş değildi, ama kararlıydılar. Ayağıma top değdirmeyeceklerini bilsem de, benim de bir hevesim vardı. Ne demek mahallemize bir futbol topunun gelmesi?..
Büyükler her gün geleni hesaplıyorlar ama hep kısa geliyordu. Dolayısıla kimden ne gelirse gelsin hemen hesaba katıyorlardı. Nitekim bana da müracaat ettiler. 6-7 yaşındaki çocukta para ne gezer. Yine büyüklerden biri bana yol gösterdi. Dedi ki; “Sizin kümeste her gün bir sürü yumurta oluyor, oradan çaktırmadan al al sat, ne yaparsan getir.” Bana teklif edilen ve teşvik edilen iş, kümesimizden de olsa bir hırsızlıktı. Sonra annem, hangi tavuğun yumurtlayıp yumurtlamadığını çok iyi takip ederdi.
Neyse, biz operasyona başladık ama ertesi gün foyamız meydana çıkınca durumu söylemekten başka çare kalmadı. Annem, birkaç gün göz yumup anlayışlı davranınca, tamı tamına 45 kuruş toplayarak Cemil Ağabey’e teslim ettim.
45 Kuruş deyip geçmeyin! Ortası delik 2.5 kuruşa bakkal amcadan bir çok lokum ve biskui alırdık. Varın siz 45 kuruşun değerini hesap edin...
O gün için 12,50 TL, bilirkişilerin onuru ile Cemil Geçkalan tarafından babasına teslim edilerek bir futbol topu sipariş edilmişti. Top geldi, tüm çocuklar sevinç içinde, hele büyükler bir oynasında sıra sonra bize gelir diye geriden zaruri seyre koyulduk...
Ne hazin ve üzücü bir tabloydu ki, daha ilk maçta topun önce derisi sonra kendisi lime lime dökülmeye başladı. Ayağıma değdi mi, değmedi mi bilmiyorum ama mahallemize bir iki günlüğüne de olsa, bir futbol topunun kazandırılması en büyük gurur kaynağımız olmuştu...
Neyse ki, dışı parçalanan o topun içi, okul öğretmenleri tarafından okulun topuna takılarak amme adına hizmete sunulmuştu.



















