YÜRÜYORUM
Saat kaçtı bilmiyorum.
Akrep yelkovanı sokma derdinde..
Mıhlamışım beynime soruları,
Dehlizlerdeyim!
Sokaklar karanlık,
Silüetler, gölgeler dolaşıyor her yerde...
Yorgun ayaklarım
Bilmediğim,
Anlam veremediğim bir
şekilde yalpalıyor.
Sırtımda bölük pörçük duygular,
Kaç parçaya bölünmüşüm,
Hamallık ettiğim insanlar uğruna..
Yüreğimde isyan,
Kaotik sorularla boğuşuyorum.
Yürüyorum...
Nereye?
Niye?
Neden bu gece vakti?
Yağmur yağıyor,
Rahmet....
Gökyüzü ağlıyor sanki halime,
Islanıyorum sırılsıklam.
Buğulu gözlerimle etrafa bakıyorum.
Koşuşturan, yağmurdan kaçan,
Belki doluya yakalanacak insanlara...
Oysa benim acelem yok,
Zira çok şey kaçırmışım.
Geç kalmışım birine, kendime.
Yorgunum..
Yormuşum zamanı..
Yürüyorum...
Derken,
Bir Bekir, iki oluyor birden,
Bekir abiyle karşılaşıyoruz.
Sanki Allah bir dostu gönderiyor bana,
Maziden gelen,
Bir gönül erbabı.
Konuştukça açılıyorum.
Gönül bahçemde gonca güller açıyor.
Bir bilge edasında anlatıyor.
Ben ferahlıyorum.
Gönülden gönüle yol oluyor sözcükler
Ve anlıyorum,
Derdinizi anlatacak,
Sizi anlayacak
Bir dostunuz varsa
Dünyanın en şanslı insanısınız.
Hülasa,
Bir demli çay,
Bekir abim karşımda,
Muhabbet koyu çay kıvamında,
Hüzünleri demleyip
Katıp,
Attık o çaya...
Üniversitede öğrenciyken
Bizim abimizdin.
Memurdun o zamanlar...
Şimdi yüzümde yılların ayak izleri var,
Yüreğimde, saçımda aklar...
İyi ki varsın Bekir abi,
Sözlerin yarama merhem oldu!
