DOSTLAR KIRAATHANESİNDE DERBİ MESAİSİ
Akşam güneşi mahallenin üzerine turuncu bir tül gibi serilmişti. Dostlar Kıraathanesinin önünde taş sesleri, çocuk kahkahalarına karışırken içeride derbi haftasının heyecanı vardı. Kahvehanenin sahibi Cemal ağabey, bıyıklarındaki çay buharıyla masalara servis yaparken bir yandan da müdavimleri uyarıyordu:
—Birbirinize girerseniz televizyonun fişini çekerum ha!
Masanın bir ucunda Fenerbahçeli Hakan, omuzundaki sarı-lacivert atkısıyla her zamanki iyimserliğiyle gürlüyordu:
—Bu sene o sene Cemal ağabey, kesin şampiyonuz!
Karşısında, gözlüğünü masaya bırakan Galatasaraylı Selim sinsice gülümsedi:
—Gerçek dediğin şey kupaysa Hakan, senin biraz eski albümlere bakman lazım.
Çocuklar heyecanla babalarını izliyordu. Cemal ağabey taze çayları bırakırken lafa girdi:
—Hakan, ben kahveyi iki kere boyadım, sen hâlâ "Bu sene başka" diyorsun!
Kahvehaneyi bir kahkaha tufanı sardı. O sırada televizyonda eski bir derbi özeti başladı; büyükler sustu, çocuklar ekranın önüne doluştu. Selim, Hakan’ın omzuna dokunup fısıldadı:
—Ne olursa olsun şu çocukların beraber gülmesi en güzeli be.
Hakan başıyla onayladı:
—Doğru... Takımlar ayrı ama mahalle aynı.
Cemal ağabey ise son noktayı koydu:
—İşte bu! Fitbol dostluğu bozarsa maç bitince kimunle çay içeceğiz burada da?
Gece ilerlerken tartışmalar yerini kahkahaya bıraktı. Çünkü herkes biliyordu; yarın yine aynı masada aynı dostlukla buluşulacaktı.
***
Editör: Nüzhet Ünlüer
