YENİDEN DOĞUŞ
Aylardan Mayıs,
Yıl bin dokuz yüz on dokuz,
Günlerin on altısı,
Kara bulutlar memlekette,
Kan kızılı ecel kusuyor.
İşgal ayakları altında,
Gencecik cesetler barut kokuyor.
Bandırma vapuruyla,
Yola çıkıyor bir yiğit.
Tahtı yıkılmış İstanbul’dan,
Kan ağlayan Anadolu’ya.
Mayısın on dokuzunda,
Yara yara Karadeniz'i,
Basıyor Samsun'a ayağını,
Belki de kalbine düşmanın…
Ne cebinde parası,
Ne yanında ordusu,
Tek tabanca.
Özgürlük umudu yüreğinde,
İşgalin isyanı sıkılı yumruğunda,
Ve zafer hayali parmaklarında…
Halk bitap,
Ne tasta su,
Ne tabakta yemek,
Ne de kuru soğana katık,
Bir dilim ekmek,
Evleri yakılmış,
Yarınları kül olmuş.
Anne karnındaki bebesine,
Kalleş Yunan kurşun sıkmış.
Aklı tutulmuş,
Korkuya yürekleri kul olmuş,
Tarihe isimleri hain diye yazılmış,
Birkaç bilinçsiz,
Ya Amerika mandası,
Ya da İngiliz esaretini dillendiriyor…
Oysa;
Çoktan yakmıştı meşaleleri,
Özgürlük savaşçıları,
Yer yer ve bölük pörçük,
Anadolu'nun en ücra köşesinden,
En kalabalık yerine kadar…
Bir el uzanıyor Sivas'tan,
Tek elde buluşturuyor umudu,
Saçları altın sarısı,
Gözleri mavi yalım,
Adı,
Adı Mustafa Kemal…
Naçiz bedeni toprak,
Kanı bu yurda helal,
Ufkun karanlığı,
Onunla aydınlanacak…
Besledi umudu yılmadan,
Korkmadı düşmandan,
Toprağına göz dikene,
Asla vermedi aman.
Yürüdü karanlıktan güneşe,
Yürüdü millet yalın ayak,
Aç biilaç,
Yoktu hiçbirinde,
Tank top tüfek.
Kiminde kazma,
Kiminde kürek,
Ama hepsinde de
Külleri harlayacak mangal yürek…
Hey bre işgalin şarlatanları,
Kahpe pusularda esarete yatan,
Yok sana yurdumun bir karış toprağı,
Versen de vadedilen cenneti,
Halkım vermez asla bu vatanı…
Hakkında verilse de idam kararı,
Vatan hainliği,
Din düşmanı ilan edilse de
Ne taktı Şeyhülislamı,
Ne padişahı,
Ne de düşmanı…
İki yüz otuz sekiz yıl sonra,
Durdurdu düşmanı Sakarya da.
Siper ederek göğsünü,
Kırıla kırıla kaburgaları,
Yaktığı meşale tüm yurdu sardı.
Ya istiklal ya ölümdü yolu,
İşte esaret altında bir millet,
On dokuzunda yeniden doğdu…
Editör: Betül Eren
