Poşetteki Ekmek / Sevtap Eken

Yazan: Sevtap Eken -POŞETTEKİ EKMEK
Advert

ÖYKÜ - 24-08-2025 13:52

POŞETTEKİ EKMEK

İlkbaharın ilk güneşli sabahıydı. Kuşlar, gökyüzünde telaşla dönüp dururken apartmanların arasındaki dar sokakta bir kadın yavaş yavaş yürüyordu. Üzerindeki siyah paltosu yıllardır giyilmiş gibiydi, omzundaki naylon poşetler şeffaflaşmış, sapları neredeyse kopmak üzereydi.

Her sabah aynı saatte gelir, aynı çöpe eğilirdi. Çevredeki esnaf onu tanır ama kimse adını bilmezdi. Çocuklar ona “Çöpçü Nine” derdi. Onu gören anneler çocuklarını uzaklaştırır, bazıları da arkasından fısıldardı:

- Yazık, aklını yitirmiş herhâlde... Her gün aynı şeyi yapıyor.

O ise ne bakışlara aldırırdı ne sözlere…

Bir çöp kutusunun kapağını açtı, poşetini araladı. İçinde yalnızca bir parça bayat ekmek vardı. Kadıncağız yüzünde belli belirsiz bir gülümsemeyle o ekmeği aldı, poşete yerleştirdi ve yürümeye devam etti.

O sırada onu uzaktan izleyen biri vardı: Mahallede yeni taşınan sekiz yaşındaki Efe.

Efe, okul çantasını omzuna asmış, apartmanın girişindeki mermer basamaklara oturmuştu. Elinde yarısı yenmiş bir simit vardı. Gözlerini yaşlı kadından ayırmadan, ağzına bir lokma attı.

Kadın, diğer çöp kutusuna da eğildi. Bu sefer biraz daha fazlasını bulmuş gibiydi: Bir parça küflenmiş peynir, yarısı yenmiş bir sandviç... Yüzünde hâlâ o garip, huzurlu ifade vardı.

Efe’nin içi ürperdi.
“Midem bulanıyor.” diye mırıldandı.

Kadının yürüyüşü yavaştı ama kararlıydı. Adımları toprağa basar gibi sessiz ve sakindi.

O gün okuldan eve dönerken yine gördü kadını. Aynı poşet, aynı yürüyüş…

Üçüncü gün, dördüncü gün... Efe artık onu bekliyordu. Merakla ama biraz da korkarak...

Bir sabah dayanamadı. Annesinden gizlice iki dilim taze ekmek aldı, koşarak kadının yanına gitti.

- Nine, bunları al. Onlar bayat, sen taze ye.

Kadın durdu. Uzun kirpikleri titredi, gözleri Efe’nin gözlerinde sabitlendi.

- Adın ne senin evlâdım?
- Efe.

Kadın ekmeği almadı. Poşetini gösterdi.

- Bunlar benim için değil ki…
- E kimin için?

Kadın cevap vermedi. Sadece yürümeye devam etti.

Efe, şaşkın ve biraz kırgın bir şekilde arkasından baktı. Ertesi gün, sabah erkenden kadını takip etmeye karar verdi. Gizlice...

Sabahın ilk saatleri… Kadın yine poşetlerini doldurmuştu. Efe sessizce arkasından yürüyordu. Bir ara kadın durdu, dönüp arkasına baktı; ama Efe’yi fark etmedi. Sonra parkın içindeki küçük toprak patikaya girdi. Efe, ağaçların arasından baktı.

Ve gördü.

Kadın, poşetini yere bıraktı. İçinden bayat ekmekleri, sandviç kırıntılarını, bir parça peynir kabuğunu çıkardı ve önüne dizdi. Birkaç dakika sonra çalıların arasından kediler belirdi. Küçük, cılız, aç kediler… Kadın usulca yere çömeldi. Bir kedi kucağına atladı, diğerleri ekmek kırıntılarına üşüştü. Kadın hiçbir şey söylemeden, gözleri dolu dolu onlara baktı. Sadece fısıltıyla bir şey mırıldandı:

- Afiyet olsun çocuklarım…

Efe’nin boğazı düğümlendi.

O an anladı: Bu kadın deli değilmiş. Belki de bu mahallenin en akıllı, en vicdanlı insanıymış.

***

TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE  KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...

Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz

Editör: Deniz İmre

Günün Diğer Haberleri