BABAM
İnsan büyüdükçe anlarmış babasını.
Belki de bu yüzden daha çok benzermiş babasına.
Senin gibi üstüme giydirilmiş bir hayatı yaşıyorum .
Hepsi hepsi on yıl daha sürecek bir ömrün son demleri işte.
Susuyorum ben de senin gibi.
Ne olursa olsun dudağımın kenarında bir gülümseme
Ve artık hayret etmiyorum hiçbir şeye.
Babam diyordun ya Ömer'e
Ben dedem diyorum dedelerime
Senin yürümek gibi bir kaçışın yoktu kendinden.
Ben yürüyorum ikimizin yerine.
Akide acılarla dövdüler yüreğimi baba.
Hani o ne olursa olsun ağzından atamadığın tadı var ya akidenin
Sen de çok severdin biliyorum
İşte öyle atamadığım acıların kıyısında vurdular hep beni.
Yani ne zaman şöyle gün aydınlığı bir muştunun sevinci düşse yüzüme
Bu sana çok der gibi hüzünlerden bir gölge düşürdüler gözlerime.
Ne zaman derin bir nefese boğsam içimi
İnce bir sızı ile vurdular yüreğimden.
Sahi neydi bizde yanlış olan.
İnsandan umudu kesmemek dışında ne yaptım ki onlara.
Biliyorsun.
Harama el uzatmadım ömrüm boyunca
Biliyorsun kan çanağı gözlerde doğdu hep şafağım
Kahretmedim yine de.
Yoruldum, kırıldım, incindim
Yedi göbek geçmişini tattım her kederin
Yine de sırtını dönmeyene ben sırtımı dönmedim.
Her yıl yeniden nasıl güzel çiçekler ekerdin bahçemize
O küçücük havuzdan yayılan serinlik
Evin boyunu aşan sarmaşıklar.
Hepsi bir özlemin sürgünüymüş .
Ellerinin çiçek kokmasıymış aslolan
Şimdi anladım.
Beni söylenmemiş şiirlerin kıyısında vurdular baba.
Bu yüzden sustum ...
