ANIMSADIM SILAMI
bir avuç buğdaydık
savrulduk harman yerlerinden
çimlendik gün ışığında
serpildik başaklar gibi
toprağı eker biçerdik
alın terimiz karışırdı toprağa
kağnılarla gelir kağnılarla giderdik
harman yerlerine değirmenlere
kerpiç yapılıydı evlerimiz
her yanı tezek is kokardı
her yağmurda akardı
saman kireç kokardı
çuldan çaputtandı giysilerimiz
her yanı allı güllü yamalı
ayağımızda kara lastik
içinde ayağımız kapkara
dağlarımız vardı mor sümbüllü
geçit vermez yol vermez
dereleri vardı pırıl pırıl akardı
analar bacılar çamaşır yıkardı
Ilık bahar sabahlarında
çeşmelerimiz vardı suyu ayaz
suyundan kana kana içerdik
ferahlanırdı elimiz yüzümüz
günün yorgunluğunu atardık
berrak sulara
bir yanda meyveli ağaçlar
bir yanda bostan bahçeleri
karpuzların içi kan kırmızısı
kavunlar sapsarı
nar kırmızı ayva sarı
asmalarda üzümler mor salkımlı
velhasıl mutluca yaşardık
acısıyla tatlısıyla
bir gün gurbete düştü yolumuz
kopup geldik köylerden
çiçeklendik Anadolu şehirlerine
şaşkındık
evler gördük sıralı beş on katlı
bahçeleri çiçeklerle süslü
trenler gördük ıslıklar çalıp giden
denizler gördük içinde gemiler
parklar ışıklı caddeler
kaldırımlarda dizi dizi ağaçlar
gökyüzünde sefere çıkmış kuşlar
her şey çok güzel ama
bir şeyler düğümleniyor boğazıma
dokunuyor insana sıladan ayrı kalmak
durup dururken ağlamaklı oluyorum
sılamı andıkça özlüyorum
***
