ZAMAN
Evrende uçuşan kelebeğin kanatlarına bağlanan zaman ritüelinde
Yaşam öyküleri
Bir çağrışım bu
Bilinmeyenler kabilesinden
Meçhul denizlere yelken açan
Ciheti tarifsiz yol hikâyelerine evrilen
Sonu belirsiz yolculuklar
İçinde denklemi çözülemeyen kaç bilinmeyenli matematik bu
Su kuyuları zehirlenmiş tuzaklarla dolu
Yolculuklar arasında bitkin düşler ormanında
Sonsuzluğa yürüyen kafileler
Geçmişe bırakılan lahit mezarlarda
Küf kokan ayrılık hikayeleri
Kıyıya vuran parçalanmış sandallarla birlikte
Talan edilen umutlar
Son yağmur damlalarında irkilen tenin
Bulutlarla bağlantısında gözyaşı yangınları
Bu sabah yine umut dağıtıyor gökyüzü
Mavi boncuğunu takmış gönderine
Güneşle oynuyor mutluluk oyununu
Tebessümü vuruyor kalp odalarına
Hayat yine acı sürprizler peşinde ki
Kaç nefes son bulacak yarının sabahına
Kızıl güneşin beline bağladığı kırmızı kuşak ritüelinde
Geçici mutluluklara çırpınıyor deniz misâli yürek
Araz bir ruh hali bu
Tümceler boğazda düğüm düğüm
Renklerin solma ritüeline evrilen zaman
Pas kokan odalarında yerim hazır mı
Son gülümsemeyi acıya boyarken
Kaç canı canhıraş feryatlar arasında
Alıp gittin bu diyardan
Kısa ökçeli ayakkabılarını giyip
İlk kez kemerli pantolon giyen erkek çocuğunun
Dünyaya sert bakışlar atan gözlerinin ufkunda
Kaç güneş var ki
O gözlerde kendimi arıyorum
Bana ait mazinin zaman kiplerinde
Köleliğe meydan okuyan asiliğin
Asaletine sığınıp
Şovalyevari giyim kuşamında
İsyana diş bileyen çocuk tavrında
***



















