YOL PERSPEKTİFİ
Gün, sancısından yeni kurtulmuşken doğumun
Sağımda tavşan, solumda kaplumbağa;
Vurdum adımlarımı yağ dökülü yollara,
Kendimi fedaisi göresiye, erdem vadisinde doğunun.
Gün genişliyor,
Yol perspektifi, düzen tutmaz çizgilerde.
Bir kirpi uzatıyor kirpiklerini,
Yeni güne hazırlık mahiyetinde;
Bir kurşun deliyor vicdanı,
Bilmem kaç kalibre.
Göğsünün sol
Ve sırtının yine sol tarafı delik,
Arızası kendinden erkek ve kadınlar,
Dolaşıyordu başıboş,
Yolun kenarında dizilmiş anızlarda;
Kalpleri iş olsun diye atıyordu sanki.
Kirpi elindeki aynanın
Yansısından izliyordu hiçbir hareketini kaçırmadan,
Ayarı kaçmış erkek ve kadınları;
Giysileri hakî,
Ağızlarında kuzu kulağı ve diken.
Umarsar da umarsamaz görünmek istercesine
Bir hâli vardı kirpinin,
Kirpiklerini uzatırken.
Bırakmıştım yol arkadaşlarımı kendi hâllerine,
Yolculuğun yegâne anlamı olsalar da
Özgürlüğün tadını çıkarsınlar diye.
Kaplumbağa hiç bu kadar yol sevdalısı olmamıştı sanırım,
Ömrü hayatı boyunca.
Sanırım tavşan, ürkmüş gibi de değildi gördüğünde,
Ağaçların dallarından sarkan makarnaları uçtan uca,
Toplamak için deli ve doluca çabalayan,
Saçmalarını düşünde unutmuş avcıları.
Ortam ahmak mı ahmak,
Tuhaf mı tuhaf bir toprak;
Benimse gözlerim,
Hep olduğu üzre,
Bulutlardaki şiirleri okumak,
Mümkünse toplamak gayretinde.
Başım dik bir açıyla
Yukarı eğimli hafifçe.
Mısralar sıcak,
Güneşin elinde çakmak...
Çimdikle beni kaktüs!
Boğacak yoksa beni bu yol heyecanı.
Torbamda yeni mahsül küncü,
Terazi kayıp, yitik ölçü.
Oysa;
İfil ifil bir akım havada.
Miladi doğup hicri ölüyoruz çünkü.
Kadınlar etekleriyle göğsündeki boşluğu,
Erkekler şapkayla örtmeye başladı bak
Sırtındaki deliği.
Hepsi beyin fırtınası diyor buna,
Ben gönül fırtınası peşindeyim halbuki;
Her yol takvimi,
Gelip çatınca yazgıma.
Bunu bir kör bile anlayabilir gözümün akından;
O yüzden astım dallara makarnaları,
Anız yaktım, deldim yağ tenekesini;
Kaplumbağa, kirpi ve tavşan çıkardım giderayak
Mesafelere odaklanmış kapüşonumdan.
***


















